Bugüne kadar “Muhteşem Süleyman” dizisine ses çıkarmayanların, niye birdenbire celallendiklerini anlamak için tarihe bakmak gerekiyor. Hükümete yakın çevreler, Osmanlı tarihini gayet iyi bilirler, bu yüzden dizinin gelecek bölümlerinden korkuyorlar. Osmanlı sarayında yaşanan korkunç olayların halk tarafından bilinmesini istemiyorlar. Tam da “Yeni Osmanlıcılık” havası yaratılmaya çalışılırken, kitap okumayan ama televizyon izleyen milyonlarca insanın gerçekleri öğrenmesi onları ürkütüyor.Çünkü halk bunları gördüğü zaman isyan edecek, “Bunların hepsi yalan!” diye bağıracak ama sonra tarihçiler çıkıp maalesef hepsinin doğru olduğunu anlatacaklar. Diziye karşı kampanya başlatılmasının nedeni bu. Demek ki, o dönemlerde yaşayan ve saraydan ölesiye korkan Osmanlı vakanüvislerinin bile anlatabildiği olaylar, 2012 Türkiye’sinin “ileri demokrasi”sinde anlatılamayacak. Gelin yine tarihe; Naima’dan, Evliya Çelebi’den, Peçevi’den okuduklarımıza dönelim: Süleyman’ın babası II. Selim çok gaddar bir padişahtı ama oğluna mükemmel işleyen bir sistem ve çok güçlü bir imparatorluk bırakmıştı. Süleyman ise 46 yıllık iktidarının büyük bölümünde Hürrem’in ve onun yardakçısı Rüstem Paşa’nın oyuncağı olarak imparatorluğu duraklama devrine sokmuş bir padişahtır. İsteyen kabul eder, istemeyen etmez ama benim fikrim bu.Kaldı ki Süleyman, Osmanlı padişahları içinde en insafsızı da değildir. Mesela Venedikli Baffo ile III. Murad’ın oğlu, III. Mehmet’le bu konuda aşık atamaz. Mehmet, Saruhan’dan saraya geldiği ilk gece en büyüğü 13 yaşında olan 19 erkek kardeşini boğdurdu. En küçüğünün dudağında, boğulmadan önce emdiği sütün kaldığı yazılmıştır.Ertesi sabah saraydan çıkan 19 çocuk tabutu Ayasofya’nın bahçesine defnedilirken bütün İstanbul gözyaşı döküyordu. Mehmet bununla da yetinmedi. Babasının 200 cariyesi içinden hamile olanları çuvalları koydurup Sarayburnu’ndan denize attırdı.Bu arada padişahlar vakitlerini nerede geçirirdi diye merak edenlere ufak bir bilgi: III. Murad’ın harem içi ve dışındaki kadınlardan 130 çocuğu vardı. Belki de bu işi at üstünde yapmanın bir yolunu bulmuştu; kim bilir
Kısacası Muhteşem Süleyman dizisi, halkın kafasında idealize edilen şefkatli, adil, kahraman Osmanlı sarayı yargısını tuzla buz ediyor. Aslına bakarsanız Bizans, Osmanlı’dan daha da vahşiydi, Roma sarayı korkunçtu.Osmanlı dönemindeki Avrupa krallıkları da canavardı. Mesela İngiltere’de idam edilecek kişilerin önce karnı yarılır, yere dökülen barsakları ateşe verilir, ancak bu korkunç acılardan sonra kafası kesilirdi. Kral çok sevdiği (!) arkadaşlarına büyük bir iyilik yaparak onları, bu işkencelere tabi tutmadan sadece kafalarının uçurulmasıyla ödüllendiriyordu. Tarihi olayları ve şahsiyetleri, bugünün değer yargılarıyla suçlamanın bir anlamı yoktur. O dönemin zihniyetini anlamadan, varılacak her karar yüzeyseldir, yanlıştır. Ayrıca, bir gazete yazısı çerçevesi içinde böyle konuları ele almak bazı okurlarda yanlış anlamalara neden olabilir. Evet; Osmanlı’da büyük facialar yaşanmıştır ama Osmanlı aynı zamanda da büyük bir imparatorluktur, dünyanın en uzun süren hanedanıdır ve sadece kardeş ve evlat katlinden ibaret değildir. Keşke tarihe böyle bakabilsek.
