SEVGİLİ dostum Doğan Taşdelen'le
birlikteydik.
Birçok dostumla konuşurken olduğu
gibi, Taşdelen'le de söz döndü dolaştı
içinde yaşadığımız çürüme sürecine
geldi.
Türkiye'de değerler altüst olur, sap
samana karışırken, buna kayıtsız kal-
mak mümkün mü?
Bunca gazete ve televizyonun, bunca
kalitesiz programın etkisi altında kalan
halkın artık neyin doğru, neyin yanlış
olduğunu ayırt etmesi de güçleşiyor.
Bir kargaşadır gidiyor ortalıkta.
En yeni moda da namusluyu namus-
suz, namussuzu namuslu gösterme
çabası.
Birtakım genç gazeteciler de alet o-
luyor buna.
DOĞAN Taşdelen durumu çok güzel
özetledi: "Çocukluğumda öyle bir or-
tamda yaşıyorduk ki, biraz öteden ah-
lakı düşük biri geçse herkes eliyle
gösterir ve işte namussuz bir adam
geçiyor derdi. Şimdi bir namuslu bulu-
nunca herkes parmağını uzatıp, işte
bakın bir namuslu adam geçiyor de-
mekte."
"Öyle ama" dedim "Bundan da va-
him bir durum var. Medya taktikleri
sayesinde bir sürü ahlaksız, kendi ka-
bahatini örtüp, tek tük kalan namuslu
insanları karalama peşinde.
Bunun da tek yöntemi dediko-
du."
DAHA sonra Doğan Taşde-
len dostumla içimizi ısıtan gü-
zel şeylerden konuştuk. Geçen
yıl 19 Mayıs'ta Ankara Hipod-
romu'nu dolduran yarım mil-
yon kişiyi anmak, bu ülkeye
duyduğumuz güveni tazeledi.
Dostum Taşdelen, büyük bir
incelik yaparak son konser ve
daha öncekilerle ilgili bir teşek-
kür mektubu sundu bana.
O tarihte yazılmış ama elime
geçmemiş bir mektup.
Bu konserleri ücret almadan
yaptığım için teşekkür edilmekte.
Oysa bu bizim görevimiz.
Ben diğer "ticari" sanatçılar gibi,
toplumsal ağırlığı olan konserlerden
ücret alamam.
Bana yakışmaz.
Ama ne hikmetse birileri, her konser-
den 50 bin - 100 bin dolar alanları bağ-
rına basıp, Türkiye'de en çok ücretsiz
halk konseri veren, hayatında hiç mü-
zikhölde, gazinoda çalışmamış olan Li-
vaneli'yi dedikodularla yıpratmaya çalı-
şıyor.
Ama halk kimin ne olduğunu bilmek-
te.
BU yıl 19 Mayıs'ta Ankara
yine sanatçı kapışmalarına ha-
zırlanıyor.
Her şeyin cılkını çıkarmakta
bir eşi bulunmayan çevreler, 6
kez tekrarlanan ve ilk yıl 150
binden başlayarak, yarım mil-
yon izleyiciye yükselen Hipod-
rom konserleri potansiyelin-
den fena halde ürkmüş ki pa-
rayı bastırıp sanatçı getirerek
kendi kutlamasını yapmaya
hazırlanıyor.
Geçen yıl 29 Ekim'de bu-
nun bir örneğini görmüştük.
Büyük paralara getirilen sa-
natçılar iki ayrı meydanda boy
ölçüşmüştü.
Bu yıl da Melih Gökçek, İbrahim Tat-
lıses'i ve Tarkan'ı, ANAP bilmem han-
gi stan getirip kitle toplamayı amaçlı-
yor.
Bu iş yörüngesinden çıktı.
19 Mayıs, 29 Ekim gibi günler, gö-
nülle kutlanır, parayla değil.
Gerçi sanatçılar bu kapışmadan bü-
yük paralar kazanacaklar ama önemli
günlerimiz de büyük gazinoların aile
matinesine benzeyecek.
Yakında dansöz de koyarlar.
Medyadaki bazı dostlarımız (!) ise
bunlara alkış tutar.
