Hani olur olmaz yerde kullandığımız bir “kader yılı” saptaması vardır ya; galiba 2004, gerçekten bu sözün içini doldurmaya aday.Şu anda biraz yaz rehavetine gömülmüş durumda ve yabancıların deyimiyle “tembel bir nehir” gibi akıyor Türkiye.Ama hayat durmuyor. Dünya bin bir çeşit plan, hile, tuzak ve karanlık hesapla dönmeye devam ediyor.Şimdi lafı uzatmadan, eveleyip gevelemeden 2004 yılını neden önemsediğimi anlatayım:2004 yılında Amerika’da seçimler yapılacak. Eğer şu anda halk desteğini arkasına almış gibi görünen Bush ve şahinleri seçimi kazanırsa Amerika bugünkünden de bin beter bir milliyetçilik, şovenlik, ırkçılık, militarizm isterisine tutulacak. Bu tehlikeli kafaların dünyaya, bölgemize ve bizim başımıza ne dertler açacağını tahmin etmek zor değil.2004 yılı sonunda Türkiye Avrupa Birliği’nden müzakere takvimi almak için masaya oturacak. Eğer takvim bu sefer de alınamaz ve kapılar açılmazsa, Türkiye’de oluşacak hayal kırıklığı çok derin olacak. Halk Avrupa’nın toptan Türk düşmanı kesildiğine ve geleceğimizi Batı’da aramamızın yanlış olduğuna hükmedecek. Bu derin ve tarihi kırılma noktasında neler olabileceği üzerinde düşünmek bile istemiyorum.2004 yılı Nisan ayında yerel seçimler var. Eğer bu seçimler Türkiye’deki İslamcı kanadı güçlendirecek biçimde sonuçlanırsa gerilim artabilir. AKP iktidarı daha şimdiden (ve hiç gerek yokken) Türkiye’nin yerleşik düzeni ile çatışma içine girdi. Siyasal iktidarı, meclis çoğunluğunu ve büyük ölçüde yerel yönetimleri kontrol eden bir AKP’nin mevcut çatışmayı büyüteceği kaygısını taşıyorum.2004 yılında bölgemizde büyük değişiklikler meydana gelecek.AB üyesi Kıbrıs Türkiye’nin kaderinde rol oynayacak.Amerika Azerbaycan’da büyük bir ihtimalle İsa Gamber’i devlet başkanlığına getirecek. Ondan sonra Türkiye, Azerbaycan ve İran’daki Azeri nüfusu kapsayan bir Türk-Azeri ekseni ortaya çıkacak.Bu eksen, Kürt ekseniyle gerilim içine girecek.Ortadoğu’da Arap, Musevi, Türk-Azeri ve Fars unsurları için kartlar yeniden karılacak ve dağıtılacak.Kuzey Irak’ta kişi başı 4 bin dolarlık petrol gelirine kavuşmuş, Amerikan desteğinde yaşayan ve Şeyh Sait’i pullarına basan bir Kürt kimliği ile Türkiye’nin Güneydoğu’su arasındaki ilişkiler başka boyutlara taşınacak.Bütün bunlara bir de ekonomiyi ekleyin.Ben ekonomist falan değilim ama krizden çıkılmadığını, üretimin artmadığını, buna karşılık işsizliğin tehlikeli boyutlara tırmandığını ve halkta alışveriş keyfi olmadığını görebiliyorum.Kısacası 2004 yılı hem dünya hem de Türkiye için büyük kırılma noktalarının yaşandığı bir yıl olmaya aday.Yanılmış olmayı diliyorum.