Ümit Aydın o sabah erken kalktı.

Takvim 2 Mayıs 2022'yi gösteriyordu ve doktora tezi için önünde kalan zaman gittikçe daralmaktaydı.

Merkezi sistemden gelen gür sıcak suyla yıkandı ve son zamanlarda çok tutulan Aşkabat hazır portakal suyundan bir bardak içti.

Pırıl pırıl bir gündü.

Ümit Aydın Anadolu yakasında oturduğu için, karşı kıyıya en kolay hangi yolla ulaşabileceğini düşündü.

Boğaz'daki tüp geçidi mi kullansaydı, yoksa on dakikada bir kalkan deniz otobüsünü mü tercih etseydi? İki yaka arasında düzenli helikopter seferleri de vardı ama onun öğrenci bütçesini azıcık zorluyordu.

Sonunda küçük elektrikli otomobilini kullanmaya karar verdi ve 5. Boğaz Köprüsünden karşıya geçti.

Kriz döneminde "gecekondu mahalleleri" denilen villa semtlerini geride bırakarak 6. çevre yolundan merkeze döndü.

"Kriz döneminde çok sıkıntı çekmişler!" diye düşündü.

Bugünlerde aklı fikri "kriz dönemi" ndeydi. Çünkü doktora tezi de "Kriz Dönemindeki Siyasi Kutuplaşmalar!" üzerineydi.

Üniversite kitaplığına varması tahmininden uzun sürdü. Öğleden sonraki maç için herkes, ikiyüzbin kişilik yeni stada gitmekteydi. O gün Alma Ata Spor-Fenerbahçe Asya kupası finali oynayacaklardı. Maçı televizyon aracılığıyla beşyüz milyon insanın izleyeceği tahmin ediliyordu.

Ümit Aydın tarihi binadaki modern kütüphanede, bilgisayar yardımıyla mikrofilm arşivini taradı ve "kriz dönemine" ait belgeleri ve günlük gazeteleri buldu.

Önündeki not kağıdına "Turgut Demirel" yazdı. Sonra karaladı. Çünkü galiba ön adı Turgut olan Cumhurbaşkanıydı ve soyadı Özal'dı. Demirel, Başbakan olanıydı ve ön adı Süleyman'dı.

Okumaya başladı.

O dönem, dünyadaki sol-sağ kutuplaşmasının bittiği ve dünyayı etnik ve dini çatışmaların kapladığı bir dönemdi.

Türkiye de henüz etnik problemlerini aşamamıştı.

2022 yılından bakınca çok komik görünüyordu ama o dönemde hala, bazı dillerde TV yayını tartışması yapılmaktaydı.

"Şimdi Türkiye'nin 10 dildeki 70 kanalını görseler kimbilir nasıl şaşırırlardı." diye düşündü.

Okuduğu kitaplara göre Türkiye Cumhuriyeti, 2004 yılında etnik problemlerden kurtulmuş ve her bölgenin kendi kültürel kimliğini taşıdığı dev bir mozaik olmuştu.

Terörün bitişi de bu tarihlere rastlıyordu.

Ama 1990'lı yıllarda bunu tahmin edememişlerdi.

Özellikle 1992 yılında yapılmış önemli bir tartışmayı buldu ve okumaya başladı.

(Devamı var)