The New York Times'ın yayınıyla başlayan ve birkaç gündür devam eden Laila tartışmasına bir iki söz de biz ekleyelim; çünkü hatırlayacağınız gibi bu konulara daha geçen yaz değinmiş ve çığlık çığlığa birçok yazı yayımlamıştım.

Ama Türkiye'de genellikle çığlıklar, sağır duvarlara çarpıp söner.

Uyarı fişekleri görmezden gelinir.

Benim yazıların başına da bunlar geldi;

Ta ki New York Times Gazetesi konuyu ele alana kadar.

Şimdi i'lerin noktalarını koyalım. Krizin sebebi elbette Laila adlı kulüp ya da benzerleri değildir.

Ama bu mekânlardan televizyonlara yansıyanlar, Türkiye'ye son yıllarda yerleşen bir anlayışı, bir görgüsüzlüğü, bir har vurup harman savurma çılgınlığını simgeleştirmektedirler.

Laila, China White, Havana gibi yerlere gitmenin eğlence arayışından kaynaklandığını sanmıyorum.

Çünkü buralarda herkes dudaklarını şişirip somurtarak birbirini seyrediyormuş.

O zaman niye bu kadar parayı verip gidiyorlar?

Bunun sebebi statü arayışı! Çünkü toplum, "oralara gidenler ve gidemeyenler" olarak ikiye ayrılıyor.

Kırık yıllık Leyla adının Laila olarak yazılmasından başlayan bir tavır söz konusu burada.

Yani, Araplar'dan geçen bu ismi İngilizce telaffuz edebilen, toplumda kendini "elit" ve diğer insanlardan üstün sayan bir anlayışın yansıması.

Hepimiz eğlenceyi, müziği, gülmeyi, sohbet etmeyi severiz. İnsanların eğlenmesi çok güzel bir şey.

Ama bunun biçimi söz konusu olunca işler değişiyor.

Otuz yıldır verdiğim konserlerde; antik tiyatroları, stadyumları, hipodromları, kent meydanlarını dolduran milyonlarca insanla karşılaştım.

Onların uygarlık düzeyi, kültürleri, dünya görüşleri Laila'lara gidenlerden kat kat üstündü.

Kadını erkeği, genci yaşlısıyla bu ülkenin bel kemiğini oluşturan aydınlık ve yüzleri geleceğe dönük, özgür kafalı sevecen kişilerdi hepsi de.

Yarım milyon kişi olarak geldikleri alandan çöp bile bırakmadan ayrılacak kadar uygar kesimiydi bu toplumun.

Şimdi kulüplere giden, Porsche'ye binen, köpük partisi yapan zengin çocuklarının, bu aydınlık kitlelerden ne üstünlüğü var ki kendilerine bir elit statüsü yakıştırıyorlar.

Tartışmalarda sık sık Rio adı geçiyor.

Oysa Rio karnavalı tam bir halk şenliği.

Rio'daki samba okullarının geleneksel dans yarışmasına toplumun her kesimi katılıyor ve sokaklara dökülüyorlar.

Zaten fark da burada!

Orta sınıfı yok eden Türkiye, yoz bir İstanbul eliti yaratmaya çalışıyor.

Ve bu sözümona "elit", kendi halkının nefreti ve dünyanın da alaylarıyla karşılaşmakta şimdi.