TÜRKIYE'de olup bitenleri anlamakta güçlük çektiğimi itiraf etmeliyim.
Çünkü olayların bir iç yüzü, bir de dış yüzü var.
Eğer çetelere, mafyaya ve bunlarla ilgili siyaset - ticaret çevrelerine mensup değilseniz, olayların sadece dış yüzünü görebiliyorsunuz.
Dış yüz de iyice anlamsız doğrusu.
ALİN Çakıcı meselesini!
Alaaddin Çakıcı yakalandı mı, teslim mi oldu belli değil.
Yakalandı ise, Türk hükümetinin bundan haberi var mıydı, yok muydu; o da belli değil.
Televizyonların sürekli yayınladığı telefon konuşmalarında, Başbakan Mesut Yılmaz'dan bakanlara, muhalefet liderlerinden polislere, MİT mensuplarına kadar birçok kişi ağır suçlarla itham ediliyor.
Bunların aydınlanması gerekmez mi?
Aydınlatmanın en iyi yolu ise güvenilir savcılardan oluşan bir sorgulama ekibini Fransa'ya göndermek değil mi?
Çakıcı'nın Türkiye'ye iade edilip edilmeyeceği belli değil.
Eğer siyasi iltica talebi kabul edilirse, Fransa'da yaşayacak.
Ayrıca bu işler karara bağlanana kadar da epey bir zaman geçecek.
Türkiye'nin başbakanıyla, bakanıyla, emniyeti ve istihbaratıyla bu kadar ağır suçlamaların altında kalması doğru mu?
Neden böyle bir ekip gönderilip de kuşku duyulan sorular Çakıcı'ya doğrudan doğruya sorulmaz?
Neden sorgulama sonuçları kamuoyuna duyurulmaz?
SANKİ bir şeyler saklanmaya, gözden kaçırılmaya çalışılıyor.
Kaset bandı montajdı, montaj değildi diyerek ortalığı bulandırmak ve meselenin özünü saklamak isteyenler var.
Amerika, küçük bir çapkınlık yüzünden başkanını saatlerce sorguluyor ve bunu dünyaya duyuruyor.
Bizdeki iddiaların en hafifi ise cinayet, soygun, devlet - çete işbirliği...
EĞER hükümetin korkacak bir şeyi yoksa; eğer her şeyin ortaya çıkmasını istiyorsa bir an önce bu sorgulamayı yaptırıp, video bandını halka yayınlasın.
Yoksa şaibeden kurtulmaları mümkün değil.
