Günlerdir Ahmet Koç’un Paradoks albümünü dinliyorum. Bağlamayla çalınan Hasta Siempre, My Way gibi ünlü parçalar, albümün adındaki gibi bir paradoks oluşturmuyor tam tersine insan uygarlığının bir bütün olduğunu hatırlatıyor. Bugünkü gibi gözümün önünde. 80’li yıllarda bizim Akatlar’daki eve genç bir çocuk gelmişti. İçi müzik heyecanıyla dolup taşan, kabına sığamayan, bağlamasıyla benim parçaları neredeyse beni bile yanıltacak kadar aynı biçimde çalan bir genç vardı karşımda. Babadan geçen bir müzik geleneğine sahipti. Kardeşi Ali de müzik okuyordu. O günden sonra ilişkimiz hiç kopmadı. Türkiye’de ve yurt dışında yüzlerce konser yaptık. Ahmet ve Ali kardeşler, benim de kardeşlerim oldular. Geçen yıl Münih Operası’nın soyunma odalarında Ahmet bana bağlamasıyla Sting parçaları çalıyordu. Ali de piyanoda eşlik ediyordu.Sting’in tanıdık parçaları onların ellerinde, Doğu sıcaklığı taşıyan nihavent ezgilere dönüşmüştü. Ahmet daha sonra bu anlayışla yola çıktı; parçaları orkestrayla kaydetti ve DMC’den yayınlanan albümle, hiç de alışık olmadığımız bir tarzda başarı merdivenlerini hızla tırmandı. Şimdi Paradoks albümü Türkiye müzik listelerinde hızla yükseliyor. Ahmet’i televizyon ekranlarında, gazetelerde her gördüğümde, yıllar önce evde buluştuğumuz o iyi niyetli, heyecanlı, kaliteli müziği ve müzisyeni hiçbir kompleks duymadan seven genci hatırlıyorum. Hatırlamama da gerek yok; çünkü aynı genci sık sık görüyorum. Aradan geçen yıllar ve başarı Ahmet’i de Ali’yi de değiştirmedi. Gözlerinde yine aynı insani bakış, yüreklerinde yine aynı temizlik ve büyük bir müzik aşkı. Eline sağlık Ahmet kardeşim. Türkiye’ye unutulmaz bir yapıt kazandırdın.
