Edebiyat okumayanların bir yanlarının eksik kaldığını düşünmüşümdür.
Bizde zaten az kitap okunur: Son zamanlarda ortaya çıkan bir eğilimle bu okunan kitapların da edebiyat türünde olmamasına özen gösteriliyor.
Sanki roman, şiir, öykü okumak zaman kaybıymış ya da eğlenceymiş gibi algılanıyor.
Okur - yazar iş damları, mühendisler, mimarlar, doktorlar, araştırma/inceleme kitaplarıyla, yönetim teknikleri, ekonomi ya da tarih okumaya eğilimliler.
Ellerinde bir edebiyat yapıtı görülmüyor.
Hatta zaman zaman “Ben çok okurum ama öyle roman, hikaye falan değil...” diye övünç konusu bile yapılabiliyor bu tutum.
***
DİYECEKSİNİZ Kİ Türkiye'de edebiyat türünde kitaplar, özellikle de romanlar satılmakta. Hatta bazen büyük satış rakamlarına ulaşmakta.
Doğru!
Sanıyorum bu keyfi, büyük ölçüde öğrencilerle, edebiyat okuma alışkanlığını yitirmemiş orta yaş kuşağına borçluyuz.
Onlar edebiyatla yetiştikleri için bu konudaki derinliğin farkındalar.
***
EDEBİYAT okumamış ve okumamakta ısrar eden birisine, bu tadı aşılamak ve işin önemini anlatmak çok zor.
Yaşamında hiç çikolata görmemiş ve yememiş bir insana, bu lezzetli nesneyi kelimelerle nasıl tarif edebilirsiniz ki?
***
OYSA edebiyat, toplumun temel direği!
Yaşamla aramıza koyduğumuz bir açıklama kılavuzu, bir insan ilişkileri rehberi...
Dante ve İlahi Komedya'sız bir İtalya, Shakespeare'siz bir İngiltere düşünebiliyor musunuz?
Homeros'un İlyada ve Odisea'sının okunmadığı bir Elen kültürü varolabilir miydi?
Moliere'siz Fransa'yı aklınız alıyor mu?
Cervantes'i olmayan bir İspanyol dünyasının tadı tuzu kalır mıydı?
Geçmişimizde Yunus Emre, Dede Korkut, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Şeyh Galib, Baki, Nefi, Nedim, Evliya Çelebi bulunmasaydı halimiz nic'olurdu?
***
EDEBİYAT, sadece geçmişle sınırlı değil.
Özellikle roman, sinemaya ve televizyona rağmen dünyadaki imparatorluğunu sürdürüyor.
Bazı romanlar milyonlarca okurun eline ulaşmakta.
Hem de Amerika'nın best - seller türü heyecan romanları değil bunlar. Düpedüz nitelikli edebiyat yapıtları.
***
BİRKAÇ arkadaşımızı hariç tutarsak, Millet Meclisi'nde bu yıl hiç roman okuyan var mıdır acaba?
Bir milletvekilinin cebinde şiir kitabı görebilir misiniz?
Hiç sanmıyorum.
Oysa bir insan ilişkileri yumağı olan siyasetin derinleşebilmesi de ancak edebiyat inceliğiyle mümkün olabilir.
***
BÜYÜK devlet adamı Sokullu Mehmet Paşa yukardaki paragrafa müthiş bir örnek oluşturuyor.
Paşa, Rumeli Beylerbeyi olarak bir kaleyi kuşattığında, kale komutanından bir name almış: Komutan, kaleyi zaptetmesinin mümkün olamayacağını belirtiyor ve bu yüzden kuşatmayı kaldırıp gitmesini öneriyor.
Bunun üzerine paşa harp çadırında, önüne kağıdı, dividi, hokkayı çekiyor ve Virgilius'tan bir dörtlük yazıp, komutana gönderiyor.
Hem de Latince aslından...
Virgilius'un şiiri şöyle: “Balıklar havada uçup, kuşlar deniz dibinde yüzmeden böyle bir şey olamaz.”
Sokullu'nun devlet adamı kalitesi, Latince ve edebiyat bilgisi karşısında şapka çıkarmamak elde mi?
Osmanlı şehzadelerinin, birçok konunun yanısıra mutlaka edebiyat eğitimi almaları ve hepsinin şair olması da bir raslantı değil.
Hiç edebiyat bilenle bilmeyen bir olur mu?
