Almanya, 1960'larda yabancı kol gücüne gerek duyuyordu ve bizden milyonlarca işçi aldı.
2000'lerde ise Almanya'nın ihtiyacı kol gücü değil, beyin gücü.
Yeni bir kararla bilgisiyar uzmanlarına kapılarını açıyorlar.
Bilgisayarla ilgili bir yüksek okul bitiren ya da kendi ülkesindeki bir firmada yılda 100 bin mark ve üzeri ücretle çalıştığını belgeleyen herkese oturma ve çalışma izni yanında, iş güvencesi de veriyorlar.

★★★

Almanya bu konudaki tek örnek değil.
Geçenlerde Giresun Belediye Başkanı Mehmet Işık, bigisayar mühendisi olarak İstanbul'da bir firmada çalışan oğlunun, 13 arkadaşıyla birlikte bir Kanada firmasına tranfer olduğunu anlatmıştı.
Bu firmada 1500 bilgisayar mühendisi çalışıyormuş.

★★★

Hindistan, bilgisayar eğitiminin önemini yıllar önce kavradığı ve planladığı için şu anda dünyanın en önemli kaynağı.
İngiltere zaman içinde, Hindistan'dan 75 bin bilgisayar mühendisi istihdam etmeye hazırlanıyor.

★★★

Kuzey'in az nüfuslu ülkeleri Finlandiya ve İsveç, Nokia ve Ericsson firmalarıyla dünya pazarına ağırlıklarını koydular.
Bu donmuş kuzey topraklarının sakinleri artık yeni teknolojinin dünya çapında söz sahibi ülkeleri.
Ericsson'da çok başarılı genç Türk mühendisler de çalışıyor.
Hem de dünyayı dolaşıp se-
minerler vermek ve eleman yetiştirmekle görevli olarak.
Neredeyse elimde büyüdü diyebileceğim Tolga Koçaş, gencecik bir Türk mühendisi olarak Amerikalılara ders veriyor.

★★★

Türk aydını, matbaayı geç almamızı geri kalmışlığımızın başlıca nedenlerinden birisi olarak gösterir.
Yakınır dururuz.
Şimdi galiba daha da önemli bir gecikme ile karşı karşıyayız.
Yeni teknoloji bizi sadece tüketim ve kâr açısından ilgilendiriyor.
Halkımız telefonla konuşmaya çok meraklı.
Kokoreçcilere cep telefonu satmaya çalışıp, hep birlikte eğleniyoruz.
Halkımız cep telefonu ediniyor, şirketlerimiz ise bu pazarın payını kapmaya uğraşıyor.
Amerika'da okuyan on binlerce gencimizin ezici çoğunluğu iş idaresi ve ticaret bölümlerinden mezun.
Peki yeni yüksek teknoloji dünyasındaki üretim?
İşte o yok!
Nasıl olsa başkaları üretir, biz tüketiriz.
Bangladeş kadar üretip, İs-
viçre gibi tüketmeye meraklıyız.
Ve yöneticilerimiz sayesinde bu kader hiç değişmiyor.