Bir zamanlar, bir yazarın en büyük korkusu, yazdıklarının okunmamasıydı. Şimdi ise, yazdıklarının okunması değil, yanlış anlaşılması, çarpıtılması, bağlamından koparılması, hatta hiç yazmadığı şeylerin kendisine mal edilmesi korkusu baş gösterdi.
Bunun en çarpıcı örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadım. Bir gazetede, benimle ilgili bir haberde, hiç söylemediğim, hatta düşünmediğim bir söz bana atfedilmişti. Haberi yapan arkadaşı aradım, "Ben böyle bir şey söylemedim" dedim. "Ama efendim, ne kadar hassas olursanız, o kadar hassasız" dedi.
