“DÜNYANIN her yerinde petrol borularla taşınır. Türkiye’de ise karayolu ile... Öyle tehlikeli bir şeydir ki bu, bir kaza olduğunda büyük can kaybı meydana gelir.”
Bu sözler çarşamba akşamı NTV’deki programımızın canlı yayınında konuşuluyordu.
Aradan 12 saat geçmeden büyük bir tanker kazası meydana geldi ve bildiğiniz gibi can kaybı korkunç.
Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde otobüsle tankerin çarpışması, bir cehennem patlamasına dönüştü; 27 kişi yanarak öldü.
Oysa programdaki uzmanın da belirttiği gibi Türkiye petrolü, boruyla taşıyacak olanaklara sahip.
Ama her nedense bunu yapmıyor ve karayolu taşımacılığını büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakıyor.
***
TRAFİK konusunu görüştüğümüz programda Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanı Remzi Tan, Profesör Dr. Ergun Gedizlioğlu ve Sosyal Tıp Araştırmacısı Uğur Bağışlar ilginç görüşler öne sürdüler.
Ama hepsinin gelip birleştiği nokta trafik kazalarında insan unsurunun ön plana çıktığıydı.
İnsanımız, otomobil denilen ulaşım aracıyla sağlıklı ve doğru ilişki kuramamıştı.
Sosyal ve psikolojik yapımızdaki çarpıklıklar, trafikte su yüzüne çıkıyordu.
***
ASLINDA bu, hepimizin bildiği bir şey. Önemli olan, devletin ulaşım politikasındaki yanlışlık.
Profesör Gedizlioğlu’nun önemle üstünde durduğu bu sorun, karayollarındaki aşırı yüklenmenin ve kazaların başlıca sebebi.
“Yurdu demiryollarla sarma” coşkusundan, karayolu çılgınlığına yuvarlandığımız süreçte gelmiş geçmiş bütün hükümetlerin suçu var.
Avrupa’daki toplam kamyon sayısından daha fazla kamyona sahip olan Türkiye, büyük bir ulaşım çarpıklığı sergilemekte.
Niçin bu kadar çok kamyon?
Neden Avrupa’daki gibi demiryolu ve deniz taşımacılığına yönelmek yerine, giderek pompalanan kamyon çılgınlığı?
Üç kuruşluk menfaatler uğruna kan gölüne dönmüş karayolları, her bayramda sönen ocaklar ve dehşet manzaraları...
***
İŞ yine yurttaşlara düşüyor.
Devletin yanlış politikasına rağmen, yine de trafikte dikkatli olmaktan, sabırlı davranmaktan başka bir çare yok elimizde.
Eğer bu bayramda çocuklarınızı kurban vermek istemiyorsanız, lütfen biraz dikkat!
