Türkiye, kendilerine "Allah'ın Partisi" adını verenlerin işlediği tüyler ürpertici cinayetlerle sarsılıyor.
Ve basında çıkan analizler bu kanlı örgütün devlet himayesi altında beslenip, büyütüldüğünü gözler önüne seriyor.
Oktay Ekşi, Tuncay Özkan'ın daha önceki yazılarına da dayanarak "Van'ın Gercüş ilçesi Çiçekli, Seki ve Gönüllü köylerinde bulunan kamplarda Hizbullahçılar'ın devlet eliyle eğitildiği"ni anlatıyor.

★★★

Son yıllarda, hangi kanlı ve karışık olayla karşılaşsak altından bir devlet kurumunun çıkması sıradan bir haber haline geldi.
Bizi korumaya çalışan birtakım geç kalmış ittihatçılar, kendi akıllarınca "vatanı kurtaracak" düzenlemeler yaptılar ve sonunda ülkeyi bir kan gölüne çevirdiler.

PKK'ya karşı Hizbullah'ı örgütlemek, eğitmek ve eylemlerine göz yummak da böyle bir "vatan kurtarıcılık" örneği.
Dolayısıyla Hizbullah'ın katlettiği insanların kanına bazı devlet yetkililerinin de eli bulaşmış durumda.

★★★

Bu tehlikeli stratejinin mimarlarından birisi olan Memduh Tağmaç, 1970'li yılların başında şöyle demişti: "İti ite kırdırıyoruz."
İşte 2000'li yıllara kadar uzanan kan ve dehşet dengesi böyle gelişti.

Üniversitede öğrenci gösterileriyle başlayan sol gençlik hareketlerini, De Gaulle gibi basiretli önlemlerle geçiştirecekleri yerde, bir sağ silahlı gençlik yaratmayı uygun gördüler.
Devlet destekli kamplarda Türkçü ve sağcı bir gençlik yetiştirip bunları silahlandırdılar ve solcu arkadaşlarıyla kapıştırdılar.
Sonucu biliyorsunuz: Kara toprağa giden 5 bin genç ölü!
İşte bu "İti ite kırdırma" stratejisinin ürünüydü.

★★★

Şimdi de anlaşılıyor ki PKK hareketine karşı yine aynı yöntemle yani "iti ite kırdırma" startejisiyle davranıp, dini grupları örgütlemiş ve eylemlerine hoşgörüyle bakmışlar.
İşte sonuç ortada: Binlerce militanıyla dal budak salmış bir örgüt, beton altından çıkarılan cesetler, karanlık mahzenlerde işkenceyle öldürülen insanlar vs.

★★★

Artık bu stratejinin ne kadar tehlikeli olduğu anlaşılmadı mı?
Solculara karşı İmam Hatipleri teşvik eden "laik" zihniyetin ne kadar kısır ve sığ olduğu ortaya çıkmadı mı?
Bu adamlara, bizim kaderimizle oynama hakkını kim veriyor?
Bunların dedeleri küçücük akıllarıyla, koskoca bir imparatorluğu batırdılar.
Bunlar da biraz daha gayret ederlerse, Türkiye Cumhuriyeti'ni altından kalkılmayacak bir kan gölüne çevirecekler.