Bergama’da olup bitenleri izliyorsunuzdur umarım. Belediye Başkanı Sefa Taşkın'ın çevresinde kenetlenmiş olan Bergama halkı, Eurogold firmasının siyanürle altın çıkarmasına direniyor. Ege'nin bereketli toprağının, bağların, bahçelerin, ormanların siyanürle zehirlenmesini istemiyorlar. Bu da en doğal hakları! Haklı isteklerini, İsviçre'de olduğu gibi bir referandumla pekiştirdiler. Bu arada, Belediye Başkanı'nın karşısına inanılmaz engeller çıkarıldı. Suçlamalarla yıldırmaya çalıştırlar. Hiçbiri tutmadı ve halk Sefa Taşkın’ı desteklemeye devam etti. Bu birlik bozulmadıkça Bergamalının sırtı yere gelmeyecek ve toprağını zehirletmemeyi başaracak. Birkaç yıl önce beni "Fahri Bergamalı" yapan hemşerilerimin mücadelesi, aydınlık ve onurlu bir mücadele. Hepsini tek tek kutluyorum.

METİN GÖKTEPE

Gazeteci arkadaşımız Metin Göktepe'yi, döverek öldürdüklerini itiraf eden 11 polis memuru göreve iade edildi. Gerekçe; davanın uzun sürecek olması ve bu süre içinde polis memurlarını mağdur etmemek. Bu karar, daha baştan davanın çok uzun bir süreye yayılacağının kabul edilmesi bakımından ilginç. Demek ki, İçişleri Bakanlığı bir yıldır yargı önüne çıkarılmayan faillerin bu statüsünün önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini kabul ediyor. Basın mensupları olarak Bakan Meral Akşener'den, altında imzası olan bu kararı açıklamasını talep ediyoruz. Metin Göktepe'nin yasa boğulmuş ailesine, gazetedeki arkadaşlarına ve avukatlarına bir açıklama yapsın ve bu kararı hangi vicdani ölçülere ve hangi hukuk ölçülerine sığdırdığını anlatsın. Polis memurlarını korumak uğruna, adalet duygusunu ve insanların adalete olan güvenini sarsmanın ağır sorumluluğunu nasıl omuzladığını açıklasın.

UĞUR MUMCU

CHP Milletvekili Adnan Keskin ve arkadaşlarının verdiği önergenin Meclis genel kurulunda kabul edilmesi ve bir araştırma komisyonunun kurulacak olması olumlu bir gelişme. Demek ki Meclis, Susurluk olayında olduğu gibi bu önemli konuda da duyarlık gösteriyor. Uğur Mumcu cinayetini aydınlatmak sadece bu namuslu yazarın anısına ve ailesine karşı bir borç değil, aynı zamanda bir toplumsal simge. Çünkü Uğur Mumcu, Türkiye'deki terör olaylarına tek pencereden bakmadı. Bir kanattan gelen terörü destekleyip, ötekine karşı çıkmadı. Terörü terör olarak ele aldı ve her türlüsünü lanetledi. Sağcı, solcu, İslamcı, Türkçü, Kürtçü demeden bütün teröristlerin üstüne gitti ve şiddetten arınmış aydınlık, demokratik bir hukuk devletinin oluşması için çaba gösterdi. Eğer zamanında Uğur Mumcu'nun yazdıkları dikkate alınsa ve sözü dinlenseydi bugün ne Susurluk olurdu, ne tarikat skandalı ne de diğer karanlık ilişkiler. Hukuka saygılı bir ülke olmanın yolu, Uğur Mumcu cinayetini aydınlatmaktan geçiyor. Meclis'te kurulacak olan komisyona şimdiden başarılar diliyor ve bu kurulun "mal varlığı komisyonu" na dönüşmemesini, yani siyasi düşüncelerle gerçeği eğip bükmemesini temenni ediyoruz.

Not: Gazete baskıya girerken, Metin Göktepe olayında bir gelişme olduğunu ve 11 polisin tekrar görevden alındığını öğrendik. Bunu adaletin gerçekleşmesi açısından olumlu bir davranış olarak görüyoruz.