Dünyada krizler lider yaratır bizde ise tam
tersi oluyor ve liderler kriz yaratıyor.
Neredeyse sessiz sedasız duran, etliye süt-
lüye karışmayan ve feveran dolu konuşmalarıyla
kriz yaratmayan liderleri bile arayacak duruma
geldik.
Oysa yöneticilik "sorun çözmek" anlamına
gelmekte.
Ankara'daki yöneticiler bizim sırtımıza binip
saltanat sürmek için değil, bizim sorunlarımızı
çözmek içini varlar.
Türkiye içte ve dışta çok sıkıştı.
Ekonomik kriz almış başını giderken, hükü-
metin alternatifsiz oluşundan söz ediliyor.
Niye alternatifsiz?
Çünkü Meclis'teki iki muhalefet partisi gayri
meşru ilan edilmiş, CHP de meclis dışında bırakıl-
mış.
Siz hiç, hükümet alternatifi olmayan demok-
ratik bir rejim gördünüz mü?
O zaman siyasi partiler, serbest seçim ve par-
lamento niçin var?
Ankara, ekonomik kriz ve bunun toplumsal
patlamalarını bastırmaya odaklanmışken,
dünya durmuyor ve Türkiye'yi birinci dereceden
ilgilendiren birçok gelişme ortaya çıkıyor.
Mesela Ermeni sorunu.
Amerika'daki The New York Life Insurance
adlı sigorta şirketi, yüzyıl başında öldürülen Er-
meniler'in ödenmemiş hayat sigortalarını ödeme-
yi kabul ediyor ve 10 milyon dolar ödüyor.
Ayrıca dünyaca ünlü sinema yönetmeni
Atom Egoyan "Ararat" adlı bir film çekmeye
başlıyor.
Filmin başrollerini Charles Aznavour ve
birçok tanınmış aktör paylaşacak.
Şimdiden bu filmin dünyada geniş yankılar
uyandıracağına kesin gözüyle bakabilirsiniz.
Bir yanda Amerikan ve Avrupa parlamentola-
rındaki Ermeni tasarıları, bir yanda filmler,
Öte yanda tazminat ödeyen sigorta şirketleri...
Ankara bu sorunu çözmek için adım atmadı-
ğı için hepsi, yeni kuşakların yani çocuklarımızın
sırtına yüklenecek.
Ermenistan'la kurulacak ilişkiler, ekonomik
programlar, açılacak sınır kapısı gibi birçok önlem
göz ardı edildiği için, Ermeni sorunu daha yıllar-
ca Türkiye'yi kanatmaya, uluslararası alanda iti-
barını düşürmeye devam edecek.
Hem de giderek ağırlaşarak...
Bütün bunlar Ankara'nın sorun çözmeyi bil-
memesinden kaynaklanıyor.
Gelmiş geçmiş bütün hükümetler "sorun çöz-
mek" yerine, başlarını kuma gömüp fırtınayı at-
latmaya ve sorunları ertelemeye çalıştılar.
Bugün de aynı anlayış devam ediyor.
Ve Türkiye giderek pozisyon kaybediyor.
Yunanistan'ın çok gerisinden gelen bir ülke ol-
makla kalmıyor, giderek Bulgaristan'ın da altına
düşüyoruz.
Bu duruma -melodisi İsrail'den alınma- "Bir
başkadır benim memleketim!" şarkısını söy-
leye söyleye geldik.
Uganda ligine kadar geriledikten sonra anlı-
yoruz ki, bizim memleket sahiden bir başkaymış!
