Pazar akşamı televizyonda Sevil Atasoy’un programında “yeni iletişim teknolojisi” tartışılıyordu. Galiba Serdar Kuzuloğlu, “Bir zamanlar Twitter şöyleydi, şimdi böyle” bağlamında bir şeyler anlatırken birden hafif bir gülümsemeyle “Bir zamanlar buralar dutluktu!” dedi. Çok hoşuma gitti bu şaka ve yüksek sesle güldüm. İşte yeni kuşağın mizah anlayışına güzel bir örnek diye düşündüm. Gerçi konuşmacı o kuşağın mensubu değil ama belli ki bu dili iyi biliyor. Bu konuşmayı yabancı dile çevirseniz, insanlar pek bir şey anlamaz. Çünkü espri; geleneksel ailelerde yetişen bizleri, dilimize yerleşen klişeleri, anneanne laflarını, post-modern iletişim dünyasıyla birleştiren, bu ülkeye özgü yeni bir mizahı yansıtıyor. Y kuşağını, Gezi’nin ortaya çıkardığı (daha doğrusu bize öğrettiği) genç mizahı anlatıyor. Bu hareket politik yönü dışında, yaratıcılık açısından da ele alınmalı. ‘Yaratıcı kuşak’ Eski kuşağa X, yenisine Y adını veriyorlar. Bunun anlamını bilmiyorum ama ben Y harfini “yaratıcı” olarak anlamak istiyorum; yani “yaratıcı kuşak”. Yazıyla, şiirle uğraşan, şarkı sözleri yazan bir insan olarak, gençlerin mesajlarını hayranlıkla okuyorum. Sinemaya değmiş birisi olarak; hazırladıkları videolara bayılıyorum. Her şeyden haberliler, şaka yapıyorlar, bol bol da sövüyorlar, tabu sözcükleri kullanıyorlar; hem de kız erkek. Ama bu sözlere, bizim zamanımızdaki gibi ağır anlamlar yüklenmiyor, daha çok güldürme amaçlanıyor. ‘Kafam bozuk baba!’ Kanımın deli deli aktığı Ankara yıllarımda bir gün, kim bilir neye canım sıkılıyordu; gençlik bunalımları işte. İçeri babam girdi; hep siz diye hitap ettiğim, önünde ayak ayak üstüne atmadığım, her gördüğümde ayağa kalktığım babam. “Neyin var?” dedi. “Kafam bozuk baba!” dedim. İrkildi; bana tane tane, ana dilimizi iyi kullanmanın önemini, Türkçede böyle bir deyim olmadığını, ancak makinelerin ya da yiyeceklerin bozulabileceğini anlattı. Düşünüyorum da; o dönemde biz de kendi kuşağımızın diliyle konuşuyorduk ama çok daha kısıtlı olanaklarla. Y kuşağı ise coştukça coşuyor: Ionesco’yu bile kıskandıracak; “Kahrolsun bağzı şeyler!” pankartı yazan bir kuşak bu. Müthişler.
AÇIKLAMA Yaşadığım tatsız olayla ilgili olarak mesaj gönderen binlerce dosta çok teşekkürler. Bitti gitti, üzülmeyin lütfen. Hele Mersin Mezitli halkı hiç üzülmesin, hiç özür dilemesin; çünkü bana hayatımın en güzel konserlerinden birini yaşattılar. Bazı gazetelerin iştahla yazdığı gibi tekme yumruk falan da yemedim. Onlar için üzgünüm ama bir fiske dahi almadım. Şimdi yeni konserler, yeni kitaplar vakti. Haydi coşkuyla çalışmaya!
