Vakit gece yarısını geçmiş. Dönemin güçlü adamı Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bir haber iletiyorlar.”Paşam Alman Sefiri Wangenheim makamınıza gelmiş. Yarım saattir sizi bekliyormuş.””Allah Allah!” diyor Enver “Bu saatte mi?Ama makama gitmekten de geri durmuyor.Wangenheim Enver’e iki Alman zırhlısından söz ediyor. Sicilya’dan çıkmış İtalya karasularını terk etmişler ama İngiliz donanması peşlerine düşmüş. Mecburen Türk karasularına doğru ilerliyorlar. Büyükelçi iki zırhlının Çanakkale Boğazı’nı geçip Marmara’ya girmesi ve sonra Boğaz’ın kapatılmasını istiyor.Ve Enver, o saatte kimseye danışmadan Alman Büyükelçi’nin isteğini kabul ediyor. Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşı’na sokacak ve imparatorluğun sonunu getirecek olan Göben ve Breslau gemileri bu izinle geliyor Marmara’ya.Bu hikâye Kemal Anadol’un yeni kitabı “Büyük Ayrılık’ta belgeleriyle anlatılıyor.Enver Paşa’nın marifetleri bununla da bitmiyor elbette.Dünya savaşına karışmak istemeyen devlet yöneticileri ve Sadrazam Sait Halim Paşa, bu iki zırhlının başlarına açacağı dertleri bildikleri için çok tedbirli davranıyorlar.Said Halim Raşa Amiral Souchon’a Karadeniz’e açılma izni vermiyor. Marmara’da hiçbir şeye karışmadan kalmalarını istiyor. Ama ne mümkün.Alman Amiral Sadrazam’a “Haşmetli Alman İmparatoru’ndan emir aldım ben” diye kükrüyor.Sonunda iki zırhlının Karadeniz’e açılma iznini koparıyorlar.Kitaptaki en önemli belgelerden birisi Enver Raşa’nın Amiral Souchon’a gizli mesajı.Şöyle diyor Harbiye nazırı: “Donanma komutanı Amiral Souchon Paşa’ya – Donanma-i hümayun Karadeniz’de hakimiyeti bahriyeyi kazanacaktır. Bunun için Rus filosunu arayarak ilanı harp etmeden ona hemen hücum ediniz.”22 Ekim 1914 tarihini taşıyan bu gizli belge üzerine Osmanlı Donanması Odesa, Sivastopol ve Novorisisk limanlarını bombalıyor ve ülke savaşa girmiş oluyor.Daha sonra kendisine emir verip vermediği sorulduğu zaman Enver Paşa bunu inkâr ediyor ama yıllar sonra Kemal Anadol belgeyi buluyor.Bilmem bu satırlar bugünle ilgili bir şey çağrıştırıyor mu size.Mesela Medis’ten gecen tezkerede yer almadığı halde Amerika’nın Güneydoğu’da dokuz yeni üs açması, bölgeye fiilen yerleşmesi, kalıcı inşaatlar yapması gibi.Kemal Anadol’un büyük bir ustalıkla yazdığı “Büyük Ayrılık” tam zamanında çıktı galiba.Zevkle okunan kitap, unutkan bir ulusun belleğini tazeleme görevini üstleniyor.
