Bugünlerde Fransa'ya yolu-
nuz düşerse o anlı şanlı kita-
bevlerinin vitrinlerinde hep
aynı kitabı görürsünüz: Catherine
M'nin Cinsel Yaşamı.
Çünkü kitap liste başıdır; çok
satmaktadır.

Zaman zaman Batı dünyasını
sarsan ve insanların cinsel ikiyüzlü-
lüğünü sorgulayan romanlara, bir
eser daha mı eklendi diye sorarsınız
kendi kendinize.

Öyle ya; İngiltere'de D. H.
Lawrence'ın, Oscar Wilde'ın,
Amerika'da Henry Miller'ın eser-
leri ahlâk dışı bulunup yasaklanma-
mış mıydı zamanında!

Ama sanatın ve edebiyatın kale-
si olan Paris'te herkesin konuştuğu
bu kitaba göz gezdirince düş kırıklı-
ğına uğramanız kaçınılmazdır.

Çevirdiğiniz sayfalar bir edebi-
yat yapıtından çok, tanınmış bir
medya kadınının cinsel itiraflarını
yansıtmaktadır.

Kadın televizyonlara çıkıp kam-
yon şoförleriyle ve önüne çıkan di-
ğer erkeklerle neler yaptığını anlata-
rak kitabın satışını artırmaktadır.

Fransa'nın "best seller"i budur
şimdilerde.

★★★

Bernard Pivot, televizyonlarda
yıllardan beri büyük bir ustalık-
la yürüttüğü kitap programını nok-
taladı.

Edebiyat başkentini Catherine
M.'lere bırakıp köşesine çekildi.

Ne oluyor?

Sanat, edebiyat ölüyor mu yok-
sa?

Müzik sonsuza kadar birkaç kla-
sik besteciyi yorumlamaya devam
edecek ve ortaya yeni yapıtlar ko-
yamayacak mı?

Resim, binbir ticari dolabın dön-
düğü bir Wall Street malı mı oldu?

Romanlar devrini doldurdu
mu?

Bana kalırsa hayır! Sadece An-
tonio Gramsci'nin dediği gibi
"Eskinin çürüyüp yokolduğu,
yeninin ise bir türlü ortaya çı-
kamadığı" bir değersizleşme, bir
çürüme, bir nihilizm dönemi yaşı-
yoruz.

Dünya sadece maddeci kapita-
list değerlere göre yönlendiriliyor.

Sanki yaşamın tek amacı şirket
kârını sonsuzcasına artırmakmış gibi
yeni bir ahlâkın propagandası yapı-
lıyor.

Amerika'daki ticaret okullarını
bitiren birtakım genç adamlar, nasıl
her tüketiciden birer küçük parça
koparırız hesabı üzerine kafa yoru-
yorlar.

Mesela sivrisineklere karşı ilaç
yapan bir şirketin toplantısında
genç bir adam çıkıyor ve diyor ki:
"Fişe takılan makinelerin açma
kapama düğmelerini kaldıra-
lım. Fişte unutulan makineler-
deki ilaç daha çabuk tükene-
cektir. Biraz da ilaçtaki etkin
maddeyi azaltırsak, her odaya
iki adet koymak zorunda kala-
caklardır. Böylece şirket daha
çok kazanacaktır."

Bu kurnazlığı düşünen genç
adama "dahi" diyorlar, Porche he-
diye ediyorlar.

Ve eskiden Beethoven, Kleist,
Newton gibi insanlara verilen "da-
hi" sıfatı bu basit kafalı kurnazların
unvanı haline geliyor.

★★★

Dünya bu çılgınlıktan mutlaka
kurtulacak.

Ve o zaman insanlar Catherine
M'nin kamyon şoförleriyle macera-
ları ya da romantik zırvalar yerine
adam gibi edebiyat eserleri okuya-
caklar, vurdulu kırdılı film merakın-
dan vazgeçecekler ve insan değerle-
rine dönüş yapacaklar.

Bundan adım gibi eminim.