Bu pazar yazısında sizlere tarihin en büyük hatalarından birini anlatmak istiyorum. Bu hata Michelangelo ile ilgili. Hani şu dahi İtalyan heykelcisi, ressamı, mimarı ve şairi Michelangelo değişik dallardaki ustalıklarıyla tam bir “rönesans insanı” idi. Bu büyük heykelci dinsel motifli heykellere ağırlık veriyordu ve bir gün Hz. Musa’nın heykelini yaptı. 1515 yılıydı. Heykel bitti ve önce yaratıcısı hayran oldu ona, sonra da bütün dünya. Bu ünlü heykelin resimlerini hepiniz görmüşsünüzdür. Peygamberin başındaki boynuz insanı hayretten hayrete düşürüyor. Öyle ya; peygamberin başında boynuz ne arar? Michelangelo, böylesine kutsal bir kişinin heykelini yaparken niye onu küçük düşürecek ayrıntılar eklesin? Hz. Musa’nın boynuzla ne ilgisi var? Meğer iş başka türlüymüş. Zavallı heykelcinin boynuz meselesinde bir günahı yok. Çünkü, Tevrat’ın Latince çevirisinde böyle okumuş: Kutsal kitap Tevrat, Hz. Musa’nın başında boynuz olduğunu yazıyormuş. Dahi heykelci de okuduğunu hayalinde canlandırıp, boynuzu konduruvermiş. Oysa Tevrat’ta aslında boynuz moynuz yokmuş. Başına güneş ışını vurmuş Musa’dan söz ediliyormuş orada. İbranice’de güneş ışını ile boynuz kelimeleri aynı şekilde yazılıyor ve okunuyormuş. Tevrat’ı İbranice’den Latince’ye çeviren kişi, peygamberin başına vurmuş olan güneş ışınını, boynuz diye çevirmiş ve bu yüzden koskoca peygamber heykelinde saçma sapan boynuzlar var. Oysa bütün dinlerde, başında boynuz taşıyan yaratık şeytandır. Peygamberlerin boynuzu olmaz. Ne çevirmenmiş; bravo doğrusu!
Aslında böyle şeyleri kimse merak etmez. Roma’ya giden turistler, ünlü Musa heykelini görmeyi de günlük tura sıkıştırmış olmanın mutluluğu içinde böyle ayrıntılara dikkat etmez ve kilisenin önünde satılan resimlerden en güzelini alma kaygısına düşerler. Çünkü kimse “neden” diye sormaz. Kendisine verileni olduğu gibi kabul eder. Çevirmenlerin günahından doğmuş çok yanlışlık var ama hepsini anlatmaya bu köşe yetmez. Ayrıca televizyon ekranlarında her gün çeviri cinayetleriyle karşılaşılan bir ülkede böyle şeylerin ne önemi var? Yine de Ruslar’ın bir sözünü anarak bitirelim yazıyı: “Çeviri kadın gibidir” derler. “Güzeli sadık olmaz, sadığı ise güzel olmaz.” Güzel ve sadık kadınlara ne büyük haksızlık!
