1406 yılında Kahire’de vefat eden İbn Haldun, coğrafyanın kader olduğunu söylemişti. Ne kadar doğru. Yalnız coğrafya değil, doğduğunuz tarih de kaderinizi belirliyor. Ne yaparsanız yapın zaman ve mekan faktöründen kaçamıyorsunuz. İbn Haldun günümüzde yaşasaydı belki de Tahrir meydanındaki kalabalıkların içinde olacaktı.

Güzelim Prag şehrinde bunu daha iyi anlıyorsunuz. Bugün Prag, ziyaret eden turist sayısı açısından dünyadaki beşinci şehir. New York’la Paris’le, Londra’yla boy ölçüşüyor. Nereye baksanız bir turist grubu: Japonlar, Çinliler, Amerikalılar, Ruslar ve daha binbir millet, tur liderlerinin elindeki renkli bayrağın peşine takılmış, ortalığı hayran hayran izleyerek geziyorlar. Şehrin tam ortasından geçen Vıltava nehri, o muazzam köprüler, heykeller, gotik kuleler, çiçeğe durmuş rengarenk bahar dallarıyla süslenmiş bir tiyatro dekoru gibi. Prag halkı rahat, özgür, barış içinde. Nazım’ın oturup şiir yazdığı ve bugün de bir resminin asılı olduğu Slava kahvesinde oturup bunları düşünmek çok güzel. Evet, coğrafya da kaderdir, tarih de…Şimdi cennet gibi görünen bu şehir bir zamanlar cehennemin ta kendisiydi. Eski kuşaklar savaş, ihtilal, kan ve gözyaşından başka bir şey görmediler. 1968 baharında Prag, Sovyet tanklarının paletleri altında eziliyordu. Bugün ise gerçek baharı yaşıyor. İkinci Dünya Savaşı’nda ve 1968’de Türkiye, Prag’la karşılaştırıldığında huzurlu bir liman sayılırdı. Bugün durum tersine döndü. Prag huzurlu, Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Hopa huzursuz. Ülke, büyük bir ameliyat geçirmeye hazırlanır gibi. Her tarafta kuşku, her yanda korkulu bir bekleyiş. Büyük dönüşüm geçiren toplumlara egemen olan baş dönmesi, “vatan sathı”nı kaplamış. Türkiye’nin bugünkü kuşaklarına düşen pay bu. Cehennemden kurtulmuş olan Prag’da ise çiçekler bile daha parlak açıyor artık. Gelin de coğrafyanın ve tarihin kader olduğuna inanmayın. Kader olmasına kaderdir ama baharın gelişi de öyledir. Gecikse de hiç gelmeyecek gibi görünse de mutlaka gelir ve her ülke yeniden çiçeklenir. Umutsuzluğa kapılmış olan büyük kitleler, er geç güneş toplayacağı günlere kavuşur.