Cumhurbaşkanı ile hükü-
met arasındaki kararname
krizi konusunda gereğin-
den fazla yazılıp çizildiğini düşünebi-
lirsiniz.

Belki de öyledir.

Ama konu, bu kararnamenin bo-
yutunu aşacak kadar önemli.

Geldiğimiz noktada Cumhur-
başkanı Sezer Türkiye'yi, bir yol
ayrımında karar vermeye zorluyor.

Ya modern bir hukuk devleti
olunacak ya da ülke ittihat te-
rakki yöntemleriyle idare edile-
cek.

Aslında tartışmanın özü bu.

Hükümet Cumhurbaşkanı'na
gönderdiğe mektupta "devlete ta-
raf olması gerektiği"ni hatırlatıyor.

Devleti temsil eden Cumhur-
başkanı ise "hukuk kuralları
içinde" cevabını veriyor.

Bu işler, bugüne kadar gizli otu-
rumlarda çözümlendiği ve devleti
yönetenler arasında, gereğinde
devlet çıkarı için hukukun ve kural-
ların çiğnenebileceği yolunda bir
konsensus bulunduğu için pek göze
çarpmıyordu.

Ama şimdi Çankaya'da huku-
kun üstünlüğüne inanan bir Cum-
hurbaşkanı var.

KİTABINA UYDURMA
DÖNEMİNİN SONU

Bugüne kadarki uygulama "ki-
tabına uydurma" formülüne göre
işliyordu.

Türkçe'ye yerleşmiş olan bu de-
yim, mevcut durumu hukuka uyum-
lu hale getirmeyi değil, tam tersini
işaret ediyor.

Yani hukuku isteklere göre yo-
rumlamak.

Kısacası olup biteni kitabına uy-
durmak.

Şimdi öyle anlaşılıyor ki en azın-
dan Çankaya açısından kitabına uy-
durma dönemi sona erdi.

★★★

Hükümetle Cumhurbaşka-
nı arasındaki bir başka so-
run da iletişim.

Bunu sadece Cumhurbaşkanı
ile Başbakan'ın yüzyüze görüşüp gö-
rüşmemesi anlamında söylemiyorum.

Hükümet Cumhurbaşkanı'na
bir mektup yazıp görevlerini hatırlatı-
yor ve daha Cumhurbaşkanı bu
metni almadan gazetelerde yayınlan-
dığını görüyor.

Böyle bir mektup ancak ilgili ma-
kamın izni alınarak başka kişilere ve-
rilebilir.

Kural budur.

Ama kuralların vahşice çiğnendi-
ği Türkiye'de, Cumhurbaşkanı
hükümetin kendisine gönderdiği
mektubu gazetelerde okumak zorun-
da kalıyor.

Ve ilk görüşmede, bu tavrını eleş-
tiren bir jest yapıyor.

Başbakan köşk çıkışında
"Cumhurbaşkanı henüz bizim
gönderdiğimiz metni inceleme-
miş!" demek zorunda kalıyor.

Yani Cumhurbaşkanı çok ince bir
şekilde, basın yoluyla haberleşmeyi
kabul etmediği mesajını veriyor.

Bu yazışma usulünü onaylama-
dığını hatırlatıyor.

Kısacası Cumhurbaşkanlığı hu-
kuk ve kurallar diyor, hükümet ise es-
ki tas eski hamam diye tutturuyor.

Buna yol ayrımı demezsiniz de
ne dersiniz?

Unutmayalım ki hükümetin gö-
rev süresi bir kaç yılla sınırlı ama bu il-
kelere sahip olan Cumhurbaşkanı
yedi yıl daha Çankaya'da. Acaba
2007 yılından geriye baktığımızda
Türkiye'de neleri değişmiş bulacağız?
Bunu çok merak ediyorum.