RİZE rağmen 70 bin kişi bilet
alıp "Dansın Sultanları"nı
seyretmeye gidiyorsa, bunun
önemli bir gösterge olduğunu kabul
etmemiz gerekiyor.
Neyin göstergesi biliyor musu-
nuz: Başarıya susamışlığın, itibar açlı-
ğının, yurt dışında saygı görme arzu-
sunun!
Son yıllarda yakıcı bir tutkuya
dönüşen bu isteği, futbolda da gözle-
mek mümkün.
Türkiye; Avrupa'da tanınmak, bi-
linmek, şampiyon olmak, saygı gör-
mek istiyor.
Galatasaray'ın Avrupa şampi-
yonluğu ya da Fatih Terim ve Ha-
kan Şükür'ün İtalya'ya transferi gibi
olaylar, her seferinde bu coşkuyu
inanılmaz bir sevinç ve gurur patla-
masına dönüştürüyor.
Halk, "Dansın Sultanları"nda
da bu kokuyu aldı ve akın akın gör-
meye gidiyor.
★★★
Türkiye, bugüne kadar dünyada
çeşitli başarılar yakaladı: Buna Ya-
şar Kemal'in dünyada bestseller
olan romanları, aldığı uluslararası
ödüller ya da Cannes Film Festi-
vali'nde Altın Palmiye kazanan Yol
filmi gibi birçok örnek verilebilir.
Ama bunlar, genellikle Türki-
ye'de "muhalif" tavır almış sanatçı-
ların başarılarıydı.
Medyayı etkileyen toplum kesi-
mi, bu zaferleri paylaşmak istemedi
ya da pek gönülsüz katıldı.
Bu yüzden etkilerinin aktarılması
oldukça yetersiz kaldı.
Buna karşılık Fatih Terim ve Ha-
kan Şükür gibi, siyasal açıdan "za-
rarsız" sayılan örneklerin gerçek-
ten varolan- başarıları aktarılmakla
kalmadı; alabildiğine abartıldı. Hatta
bazı televizyon reklamlarında İtalyan
halkının Terim'in evinin önünde top-
lanarak tezahürat yaptığı ve bu ünlü
Türk'ün de Il Duce gibi balkondan
halkı selamladığı gösterildi.
Bütün bunlar Türkiye'nin, eleşti-
rilmeden övülmek istemesinin belirti-
leriydi.
★★★
Şimdi "Dansın Sultanları"
ndan da aynı şey bekleniyor.
Broadway'de aylarca oynaması,
dünya turnesi yapması ve "yaban-
cıların" Türkiye'yi ayakta alkışlama-
sı hedefleniyor.
Umarım ve dilerim ki böyle olur.
Fakat unutmamalı ki dünyada bu
çapta başarıyı yakalamak zordur.
Özgünlük, üst düzey bir sanatsal
yaratı ve şans ister.
"Dansın Sultanları" nın en
güçlü yanı, Anadolu'nun bir yandan
alabildiğine karmaşık, öte yandan
alabildiğine zengin hamurundan ya-
rarlanıyor oluşu.
Provalarından beri söylediğim gi-
bi, bu gösteri ne kadar otantik halk
oyunlarına yaklaşırsa, başarı şansı o
kadar artacaktır.
Çünkü dünyadaki her büyük ba-
şarı, yerel bir kökten süren filiz gibidir.
Başka bir deyişle arkasında halk zen-
ginliği olmayan yaratılar güdük kalır.
★★★
"Dansın Sultanları"nı koreog-
rafi, müzik, kostüm, sanatsal yaratı,
dekor, ışık yönlerinden ele alıp anlat-
mak mümkün.
Ama ben bunun yerine gidip gör-
menizi öneriyorum.
Çünkü bu çaptaki gösteriler bir
çocuk gibi doğar, emekler, büyür ve
olgunlaşır.
Sahnede her gün yeniden yaratı-
lan ve zaman içinde olgunlaşan bir
sanat biçimidir bu.
Ama bu işe yürek ve emek koyan
yüzlerce kişinin, yani "Dansın
Emekçileri"nin çabası her türlü öv-
günün üzerinde.
Umarım, hedeflerine ulaşırlar.
