Salı günü Ankara'da çok ilginç bir sempozyum başlıyor.
İki gün sürecek olan bu uluslararası toplantının başlığı: "Dede Korkut Günleri"
Kültür Bakanlığı tarafından düzenle-nen ve benim de görev aldığım sempozyum, kültür varlığımızda çok önemli bir yer tutan Dede Korkut mirasını konu ediniyor.
Kültürümüze sahip çıkma ve kimlik vur-gulaması açısından son derece önemli bir
gelişme. Toplantıyı düzenleyen Kültür Bakanlığı'nı şimdiden kutluyorum.
***
Sempozyuma saygıdeğer bili-madamları katılıyor:
Indiana Üniversitesi'nden Pro-fesör İlhan Başgöz, Türkiye Üni-versitelerinden Profesör Hasan Özdemir, Profesör Bilgin Say-dam, Profesör Sadık Kemal Tu-ral, Azerbaycan'dan Profesör Ka-mil Veliyev Nerimanoğlu ve Milletvekili, Azerbaycan Yazarlar Birliği Baş-kanı Anar Rızayev birer bildiri sunacaklar.
***
Sempozyuma Fransa'dan da iki önemli konuk geliyor.
Yaşar Kemal'in de kurucu üye olduğu Evrensel Kültürler Akademisi'nin Genel Sek-reteri Bayan François Barret Docroq ve Altan Gökalp.
François Barret Ducroq, Fransız kül-tür dünyasının en önemli isimlerinden birisi. 20. yüzyılda kadın olarak başarma tema-sını işleyen ve 100 başarılı kadının portresini çizdiği kitabıyla gündemde.
***
Altan Gökalp'ın Dede Korkut konu-sunda güncel bir katkısından söz etmek istiyorum size.
Türk asıllı bu Fransız bilimadamı, Fransa Ulusal Araştırmalar Merkezi'nde direktör olarak görev yapıyor. Aynı zamanda Fransız Milli Eğitim Bakanlığı'nda Türkçe eğiti-minden sorumlu başmüfettiş.
Altan Gökalp geçenlerde son derece önemli bir kitabın hazırlanışına katkıda bulundu ve yalnız Fransa'nın değil, dünyanın en saygın yayınevlerinden birisi olan Gallimard'da "Dede Korkut Kitabı"nı yayınlattı.
Profesör Louis Bazín ve Gökalp'ın birlikte çevirdikleri bu kitap Yaşar Ke-mal'in uzun bir önsözüyle yayınlandı ve yi-ne Altan Gökalp'ın girişimleriyle Fransız Milli Eğitim müfredatına kondu.
Gökalp, Dede Korkut'un önemini vur-gularken "Destanlar bir toplumu kendi kimliğinin bilincine götürür" diyor ve ekliyor: "İçinde yaşadığımız değerler kaosunda Dede Korkut son derece önemli. Çünkü kadın-er-kek ilişkilerine İslam'ın kuralları ötesinde bir sevgi sıcaklığıyla yaklaşıyor. Aile kavramını yi-ne bu çerçevede işliyor. Ayrıca antik trajedi geleneği Euripides'in Alkestis'inde ve Dede Korkut'un Tepegöz'ünde kendini duyuruyor. Ve biz ne yazık ki bu kadar önemli bir kültür mirasını çocuklarımıza yeterince okutamıyo-ruz. Oysa Dede Korkut çocuklarımıza bir yan-dan kimlik bilinci verirken öte yandan evren-sel açılımlara da götürür."
***
Bu sempozyumda neler söyleneceğini me-rakla bekliyorum.
Çünkü kuşaktan kuşağa aktarılan gerçek miras kültürdür ve biz Salı-Çarşamba günleri Ankara'da kültür geleneğimizin en önemli hazinelerinden birisini, Dede Korkut'u ko-nuşacağız.
