"BERLİN'den gelen 17 stajyer hukukçu sizi ziyaret etmek istiyor."
Telefondaki ses aynen böyle diyordu.

"Peki!" dedik ve zaten dolu dolu bir görüşme günü olan salı öğleden sonra için sözleştik.
Geldiler. 17 kişinin gazetedeki odama sığışması bir hayli güç oldu ama sonra sohbet başlayınca bu güçlükleri unuttuk.

***

STAJYER hukukçular, Berlin Hukuk Fakültesi'ni bitirmişler ve şimdi Berlin Eyalet Mahkemesi'nde staj yapıyorlarmış.
Türkiye ile ilgili birçok soru vardı kafalarında: Türkiye'nin siyasi sistemi, adli sistemi...
Anlattıkça sorular birbirini kovaladı. Hepsi not alıyordu.

***

GÖRÜŞMEMİZ bir saati geçmişti ki "Şimdi de ben size soru soracağım" dedim.
"Düşünün ki Almanya'da bir parti kuruluyor. Açık açık söylemese dahi, Hitler dönemini ihya etmek ve nasyonal sosyalizmi geri getirmek amacında. Sonuçta oyları yüzde yirmiyi aşıyor. Alman sisteminde böyle bir partiye izin verilir mi, iktidara gelmesine ve rejimi değiştirmesine göz yumulur mu?"

Genç hukukçular; "Almanya'da böyle bir şey olamaz!" dediler. "Anayasayı Koruma Örgütü bütün partileri gözlem altında tutar ve Anayasa'ya aykırı hareketi tespit edilen her parti, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılır."

"Peki böyle bir şey oldu mu?"
"Evet! 1950'li yıllarda Alman Komünist Partisi yüzde 5 civarında oy alıyordu ama bu parti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı."

"Almanya'da parti kapatmak, demokrasi ile bağdaştırılıyor mu?"
"Elbette! Çünkü her demokrasi kendisini koruma hakkına sahiptir. Kendi varlığına son verecek bir faaliyete izin vermez."

"Bu konuda hiç tartışma çıkıyor mu?"
"Evet! Bazı aydınlar parti kapatmanın karşısındalar. Kapatma eyleminin o partiyi kurban durumuna düşüreceği için büyüteceğini ve hareketi kontrol etmenin güçleşeceğini düşünüyorlar. Onlara göre partiyi gözetim altında tutmak ve çeşitli hatalar yaparak yıpranmasına zaman tanımak gerekli. Kapattığınız zaman yapacağı hataları da engellemiş oluyorsunuz."
İşte Alman hukukçuların düşünceleri böyle.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr