Demokrasi denilen ve “sistemlerin en az kötü olanı” diye tarif edilen rejimin bütün dünyada yalpalamakta olduğu çok açık. Bunun en son örneği, Britanya Başbakanı David Cameron’ın sergilediği cehalet oldu. Bir televizyon programına katılan Cameron, yalnız İngiltere’nin değil, dünyanın en önemli anayasası olan “Magna Carta” konusundaki soruya tatmin edici cevaplar veremedi. Önce, dünyada herhangi bir ortaokul öğrencisinin bildiği Magna Carta’nın 1215’te yazıldığını hatırlamakta zorlandı sonra da anlamını çıkaramadı. Eton ve Oxford gibi en prestijli okullardan mezun olan Britanya Başbakanı’nın, kendi tarihine bu kadar yabancı olması ve Magna Carta Libertatum’un yani “Büyük Özgürlük Fermanı”nın anlamını bilememesi garip değil mi? Bu nasıl eğitim, bu nasıl siyaset? Bir Anglosakson düzeni olduğu söylenen demokrasinin, Britanya’da bile bu düzeye düşürülmesi ilginç. Dünya çapında bir “durgun zekâ” örneği olan, Irak’ta kitle imha silahları olduğu yönünde düzmece raporlar hazırlatarak bir milyon kişiyi öldüren George W. Bush da Yale üniversitesi mezunuydu ve iki dönem üst üste ABD Başkanı seçilmişti. Ağzını her açtığında gaf yapan, geceleri Tanrı’nın kendisiyle konuşarak Müslümanlara karşı haçlı seferi açmasını söylediğine inanan, ana dilini bile doğru dürüst konuşamayan, nuclear (nükleer) yerine nucular (nüküler) diyen bir cahil hem Yale diplomasına hem de ABD başkanlık forsuna sahip olabiliyorsa vay bu dünyanın hâline. TBMM’de ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde bulunduğum yıllarda, siyasetin kültür ve bilgi gerektirmeyen bir meslek olduğunu kavramıştım. Bu niteliklerin yerini kurnazlık ve dayanıklılık alıyordu. Avrupalı parlamenterlerin düzeyi de hayret edilecek kadar düşüktü. Zaten Fellini’lerin, Zavattini’lerin ülkesi İtalya’nın Berlusconi gibi bir adamı, koskoca Fransa’nın ise Sarkozy denilen şaka unsurunu seçmesi yeteri kadar göz açıcıydı. Sosyalist enternasyonalin süper starı Tony Blair’in bir yalanın peşine takılarak masum insanları katledebilecek bir ahlaka sahip olması da uyarıcıydı. Ama doğrusu bu kadarını beklemiyordum. Britanya Başbakanı’nın İngiltere tarihini ve Magna Carta’yı bilmemesi trajikomik bir durum: Kendisi açısından komik, halklar açısından ise trajik. Düşünün ki bu kırattaki adamlar milyonlarca insanı yönetiyor, savaşa ya da barışa karar veriyor, ekonomik kararlar alıyor. Demokrasinin ve bu arada Eton, Oxford, Yale gibi okullardaki eğitimin düzeyi (en azından bazı mezunları düşünüldüğünde) tartışmaya yer bırakmayacak kadar açık değil mi?