Geçen pazar yayınladığım yazıda Türkiye’nin ünlü çevirmenlerini sayarken, belki de en önemlisini atlamışım. Talat Halman dostum, mükemmel İngilizcesi ve Türkçesiyle, bu alanda unutulmaz yapıtlara imza attı. Geçen hafta Rasih Güran’ın William Faulkner’dan çevirdiği “Ses ve Öfke“ romanını tekrar okuyordum. Kitaba bir önsöz yazmış olan Halman’ın, Faulkner çevirmenin güçlüklerinden söz eden ve Rasih Güran’ı bu çabadan dolayı kutlayan satırlarını okudum. Kitabın basım yılı 1965.

Başka bir yazıda Erich Fromm’un “Sahip Olmak ya da Olmak“ adlı eseri yanlışlıkla “Sahip Olmak ya da Olmamak“ olarak çıkmış. Oysa bu kitapta Fromm sahip olmak (To have) ile olmak (To be) arasındaki derin farkı anlatıyor. Marx’ın dediği gibi “Sahip olduğunuz şeyler ne kadar artıyorsa siz o kadar azalıyorsunuz.” Nasıl! Tam bugünün Türkiye’sine göre bir anlayış değil mi (!)

Okur mesajlarına yetişmeye, hepsini okumaya çalışıyorum ve elimden geldiği kadar da cevap veriyorum. Ama bazen çok mesaj birikince, özellikle de ben yurt dışında meşgulken gelen mesajlar sayfa sayfa yığılınca cevap verme imkânım olmuyor. Buna bir de benim adıma açılmış Facebook sayfalarındaki yorumları eklerseniz iş iyice güçleşiyor. Bu yüzden cevap alamayan okurlar kusura bakmasın. Hepsini dikkatle okuduğumu, eleştirilerinden, uyarılarından yararlandığımı bilsinler.

Sağ olsunlar, üniversite yönetimleri ve öğrencilerinden çok davet geliyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversiteler, çok güzel yazılmış, etkileyici mektuplarla çağırıyorlar. Bazıları birkaç yıl ısrarla davetini yineliyor. İnanın ki bu geziler, üniversite konuşmaları benim de en zevk aldığım şey. Ama o kadar yoğun bir tempoda yaşıyorum; müzik, edebiyat ve UNESCO dolayısıyla o kadar çok seyahat ediyorum ki bu güzel işleri yapmama zaman kalmıyor. Geçenlerde Manila’da yapılacak bir törenle “Asya Barış Ödülü“nü bana vereceklerdi. UNESCO Genel Direktörü de ödülle ilgili bir konuşma yazdı. Ama ben son anda iptal etmek zorunda kaldım. Büyükelçi Gussi’nin günde on kez açtığı telefonlar mahcubiyetimi iyice artırdı. Üç yıl önce de İtalya’da Mutluluk romanının kazandığı bir edebiyat ödülünü almaya gidememiştim. Bunları, davet edenlerin benim “burnu büyük, davetlere gitmeyen“ bir adam olduğumu düşünmelerini istemediğim için anlattım. Okurlarım ve dinleyicilerim önünde boynum kıldan ince ama şartlar çok zor.

Bir özür de ödev hazırlayan öğrencilere: Mektuplar, mesajlar gönderip, ödev konusu olarak beni seçtiğinizi ya da hocanızın bunu önerdiğini söylüyor, bir söyleşi yapmak ve ödev hazırlamak istiyorsunuz. Bu isteğinizde de yerden göğe kadar haklısınız ama yukarıda anlattığım koşullar şimdilik elimi kolumu bağlıyor. Sizlere olumlu cevap veremiyorum. Ne olur kusura bakmayın. Dış seyahatlerin hepsini iptal edip Türkiye’de okul okul gezeceğim günleri ben de hasretle çekiyorum. Yakında o da olacak.

Bu arada bana fahri hemşehrilik veren Fethiye Belediyesi’ne ve “Livaneli Günleri“ düzenleyecek olan Manavgat Belediyesi’ne teşekkürler. Ben zaten bu ülkedeki her yerin hemşehrisiyim ama böyle beratlı olarak, Bergama ve Malatya Yeşilyurt’tan sonra bu üçüncü oluyor.