Batı ülkelerinde genel olarak hayvan adları hakaret anlamında kullanılmaz. Tam tersine İskandinav dillerindeki Björn (ayı) gibi, hayvandan gelen insan isimlerine çok sık rastlanır. Bizde de Aslan, Ceylan, Gazal, Şahin, Doğan gibi isimler vardır ama hayvanlar arasında ayrım yapıldığı için bazıları aşağı görülerek, hakaret anlamında kullanılır olmuştur. Bunların başında da şu güzel köpekler gelir. Dünyada sadakati, koruyuculuğu ve sevimliliğiyle tanınan bu güzel yaratıklar, bizde pek aşağılanır. İnsanlar birbirinin canını yakmak istediği zaman “köpek” ve “it” kelimelerini kullanırlar. Bu nefret ve aşağılama eski Türk kültüründe yoktur. Hatta köpek, şamanların yeraltına inerken bindiği kutsal bir hayvandır. Kırgız, Altay mitolojisinde insanların köpekten türediği anlatılır. Köpek nefretinin nereden geldiğini anlamak için İslâm kaynaklarına bakmak gerekiyor. Bilindiği gibi İslâm’da kedi sevilir, köpek ise pis bulunur, sevilmez. Bir hadise göre Hz. Muhammed, “Av, tarla, bahçe, sürü köpekleri müstesna olmak üzere köpek besleyen kimsenin sevabından her gün bir miktar eksilir” demiş. Köpek yaşayan eve meleklerin girmediğini söylediği de rivayet olunuyor. Ama iş kediye gelince durum tamamen tersine dönüyor. Hz. Muhammed kedileri çok seviyor. Hatta ünlü kedisi Müezza, sedirde oturan peygamberin hırkasının üstünde uyurken onu uyandırmaya kıyamadığı için hırkanın eteğini kestiği anlatılıyor. Ona namaz kılarken saldıran bir yılanı bir kedinin alt etmesi de anlatılan konular arasında. Bu yüzden kediler sırtüstü yere düşmezmiş. Dört bin yıl önce evcilleştirilmeye başlanan kediler Mısır’da kutsal. Siyam sarayını da onlar korurmuş. Ama yirmi beş bin yıl önce ehlileştirilmiş olan köpeğe göre insana daha uzaklar. Henüz evrim bitmemiş. Zerdüşt’ün kitabını okuduğumda oradaki köpek sevgisi beni şaşkına çevirmişti. Neredeyse her sayfada, köpeklere kötü davrananlara verilen cezalar sıralanıyordu. İslâmiyet’teki kedi sevgisine karşılık, köpek kötülük simgesi; hele kara köpek. İslâm’daki köpek sevmezliği bazı araştırmacılar eski Mısır’da felaketlerin kaynağı olan, kötülük tanrılarından Seth’e bağlıyorlar. Seth, genellikle kara köpek biçiminde tasvir ediliyor. Yunan mitolojisinde de yer altı tanrısı Hades’in kapısında bekleyen üç başlı korkunç bir köpek vardır, adı Kerberos. Edebiyatımızda içinde köpek geçen şiirler, genellikle hakaret amaçlı olarak yazılır. Namık Kemal, “Köpektir zevk alan sayyad-ı bi insafa (insafsız avcıya) hizmetten” demiştir. Bu alandaki en ünlü hiciv ise Nef’i’ye ait. Tahir Paşa’nın kendisine kelp (köpek) dediğini duyan şair, temiz anlamına gelen tahir sözcüğünü kullanarak, kuşaktan kuşağa aktarılan şu harika dörtlüğü yazmış:
“Bana Tahir efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir
Maliki benim mezhebim zira
İtikadımca kelp tahirdir.”
(Tahir efendi bana köpek demiş ama aslında iltifat ediyor. Çünkü benim mezhebim Maliki ve inancımıza göre köpek temizdir, tahirdir.) Dört İslâm mezhebi içinde, köpeğe en iyi gözle bakan Maliki mezhebi. Durum Hanefi’lerde de pek fena değil ama Şafii’ler köpeği çok pis bulurlar ve kendilerine bir köpek değerse abdestlerinin bozulduğuna, dokunan yeri yedi kere yıkamak gerektiğine inanırlar. Hanbeli’lerde de durum böyledir. Dünya edebiyatında ise köpekler pozitif bir yorumla, çok sevilen, özlenen, ölümlerinde acı çekilen dostlar olarak yer alır. Büyük yazarlar, köpek temasına yer verdikleri eserler yayınlamıştır. Bunlar arasında Homeros (Ulyses’in Köpeği Argos), Turgenyev, Proust, Bulgakov, Kafka, Çehov, Gertrude Stein, Rilke, Roman Gary anılabilir. Yazıyı bitirirken birkaç tanınmış şahsiyetin hayvanlarla ve köpeklerle ilgili sözlerine kulak verelim: “Bir ulusun büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlara nasıl davrandıklarına bakarak anlaşılabilir” demiş Mahatma Gandi. Amerikan başkanlarından Woodrow Wilson ise “Eğer bir köpek yüzünüze bakıp da yanınıza gelmiyorsa vicdanınızı kontrol edin” buyurmuş. Bence en eğlencelisi eski ABD başkanlarından Truman’ın sözleri: “Washinton’da (yani politikanın merkezinde) gerçek bir dost istiyor musun? Bir köpek al” diyor. Acaba bu kural Ankara’da da işler mi dersiniz? Onu bilemem ama benim de bu güzel sözlere ekleyeceğim alçak gönüllü bir cümlem var: “Köpek ısırığı acıtır ama insan ısırığı öldürür.” Tecrübeyle sabit!
