Son zamanlardaki kavram kargaşasına bir de “elit” tartışması eklendi. Dünyanın birçok dilinde aynı anlama gelen “elit” kelimesi, Türkiye’deki yeni ideolojik yapılanmaya göre biçim değiştiriyor. Elit için kısaca “seçkin” diyebiliriz sanıyorum. Peki kimdir bu seçkinler? Para babaları mı, İstanbul’un pahalı lokantalarının müdavimleri mi, gece kulüplerinde boy gösterenler mi; değnekçiye yüz dolar bahşiş verenler mi, magazin dergilerine ve televole programlarına konu olanlar mı? “Tosbağa çıkmış, kabuğunu beğenmemiş” örneğindeki gibi, kendini bu halkın dışında hatta üstünde ilan eden zibidiler mi? Eğer “bu halkın değerlerine ters düşmekle, bu milleti bir türlü anlayamamakla” suçlanan kesimler bunlar ise, tartışma sadece bunların “elit” sıfatını hak edip etmedikleri üzerine yoğunlaşır. Çünkü bana göre bunlar elit değil, yozlaşmanın, çürümenin dibinde yaşayan, toplum asalaklarıdır.

Ama gördüğüm kadarıyla suçlamaları yönelten arkadaşlar, bu kesimi hedef seçmiyor kendilerine. “Halka inmeyen elit” yaftası yapıştırarak suçladıkları kişiler, toplumun orta alt gelir gruplarına mensup ama laik aydınlanmaya inanan kesimlerinden oluşturuyor. Bu insanların bazısı köy, bazısı kent kökenli. En kentli ailenin bile üç kuşak öncesinin köye dayandığı ve aristokrasinin bulunmadığı bir ülkede “kentlilik” suçlaması kadar saçma bir şey olamaz zaten. Ayrıca bunlar dar gelirli ailelerde yetişmiş, bin bir özveriyle okutulmuş halk çocukları. “Biz milletiz, siz değilsiniz!” diye suçlanan, “elit” diye damgalanan kesimler bu ülkenin asli unsuru. Halkın değerlerine hiç de yabancı değiller; çünkü bizzat kendileri halkı oluşturuyorlar.

“Elit” suçlamasının gelip dayandığı yer bana biraz, temizlik, özgür düşünce, laiklik, uygarlık, yasalara saygı, kaçak yapı dikmeme, kaçak elektrik kullanmama, maçta adam bıçaklamama tavrınının eleştirisi gibi geliyor. Mesela bir yere girdiğinizde “burası kokuyor” derseniz “elit” oluyorsunuz, kokunun farkına varmayınca “milletin değerleriyle barışık adam!” Ülkeyi yönetecek siyasileri seçerken, “Ağzı çorba kokuyor mu, köylüyle bağdaş kurup soğanı yumruğuyla kırıp yiyebilir mi?” gibi kıstaslar arıyorsanız milletsiniz, yoksa elit. Siyasetçinin erdemi olarak anılıyor bunlar! İyi ama demokrasinin beşiği olan Britanya niçin Margaret Thatcher, Tony Blair, Gordon Brown gibi kişiler tarafından yönetiliyor; Fransa’da niye Mitterrand, Chirac, Sarkozy başa geliyor? Bu işte bir yanlışlık var: Ya İngiltere, Fransa gibi ülkeler demokrasiyi bilmiyor ya da biz!