İRİYARI adam sinirden tirtir titriyor ve "Bu ülkeyi terkediyorum artık!" diye bağırıyordu. "Terkedeceğim ve bir daha da dönmeyeceğim."

Hem onu sakinleştirmeye çalışıyor hem de soruyordum: "Ne oldu? Niye bu kadar kızdın!"

İriyarı adam "Bu kadar yalancılık, bu kadar sahtekarlık, bu kadar kendini bilmezlik olmaz ki!" diye devam ediyordu.

***

ATİNA'da Polysound stüdyosunda oluyordu bütün bunlar.

İriyarı adam Yunanistan'ın anıt ismi, efsanevi besteci Mikis Theodorakis'ti.

Anlattığına göre Yunanistan'da bir gazete, enteller arasında "Yunan halkını en çok etkileyen besteciler?" soruşturması yapmıştı ve bu listeye Theodorakis girememişti.

"Kıskançlığın bu kadarına dayanamam!" diye bas bas bağırıyordu koskoca adam.

Ve haklıydı.

Dünyada Yunan müziği dendiğinde ilk akla gelen büyük Theodorakis;

Zorba ve Z film müziklerinin, unutulmaz şarkıların yaratıcısı Theodorakis;

Yunanistan'da kuşakları şarkılarıyla yetiştiren Theodorakis;

Bir avuç kifayetsiz entel bozuntusunun ayak oyunlarına sinirlenmişti.

Yunanistan'da hangi müzikhole gitseniz onun şarkılarını duyuyordunuz; yüzlerce bestesi Yunanistan kimliğinin ve tarihinin ayrılmaz parçası olmuştu artık ama gelin görün ki kıskançlık krizine girmiş entellerin değerlendirmesinde koskoca Mikis Theodorakis yoktu.

bu hale düşmesine üzülüyorum. Düşmanın bile olsa, bu kadar alçalmalarını istemiyorsun."

***

STÜDYODAN çıktık.

Akropol'e bakan evinin en üst katındaki çalışma odasının terasına oturduk, önümüzdeki kırmızı şarabı yudumlamaya koyulduk.

Dedim ki: "Bunun ne önemi var? Yunanistan'ın tarihinde yer etmiş olan Theodorakis'e ne yapabilirler ki? İşte böyle eğleniyorlar zavallılar!"

"Bana bir şey yapamazlar." dedi. "Bunu ben de biliyorum. Ne var ki, ülkemin aydınlarının

***

BU olaydan birkaç yıl sonra Theodorakis'i yine öfkeli gördüm.

Bir Bodrum teknesiyle mavi yolculuk denilen rüyanın içine dalmıştık.

O yıl Barcelona Olimpiyatları yapılıyordu ve olimpiyatların resmi açılış müziği Theodorakis'in bestelediği "Canto Olimpico" idi.

Yunan entelleri (dikkat ederseniz aydın ya da entellektüel dememeye özen gösteriyorum. Çünkü entel ayrı bir yaratık türüdür), hepsini onurlandırması gereken bu müthiş olayı bile saklamaya, duyurmamaya çalışıyorlardı.

"Hani," dedim "Birkaç yıl önce bu zibidiler, seni yine sinirlendirmişlerdi. Evinin terasında oturup konuşmuştuk. Ve sonunda kadeh tokuşturarak hepsine bir selam yollamıştık hatırlıyor musun?"

Güldü. "Evet!" dedi.

Rakı kadehlerini tokuşturduk; Türk ve Yunan dillerinde ortak olarak kullanılan ve "Has..." la başlayan okkalı selamı bir kere daha yolladık hepsine.