Gazetelerde çok ilginç haberler çıkıyor, özellikle üçüncü sayfalarda. Bizde üçüncü sayfa haberlerine pek itibar edilmez, hatta ciddi olduğunu düşünen gazetelerde bu haberlere yer bile verilmez. Ama bence bu sayfalarda insan hikâyeleri kaynıyor. Kim bilir haberlerin arkasında ne dramlar, ne hikâyeler gizli ama haber oldu mu iki satır okuyup geçiveriyorsunuz. Haber bitiyor, ondan sonrası edebiyatın işi. Mesela dünkü Vatan’da yer alan şu haberi düşünün: Bir hasta hastanenin dördüncü katındaki odasından atlayıp intihar etmiş. 22 yaşında ve erkekmiş. Adı Adem. Atlamadan önce bileklerini de kesmiş. Demek ki ölmeyi kesinlikle kafaya koymuş. Haber bundan sonra daha da ilginçleşiyor: 22 yaşındaki delikanlının aynı hastanede tedavi gören ve bir gün önce ölen Kevin adlı Amerikalı’nın ardından canına kıydığı sanılıyormuş. Adem’le 52 yaşındaki Kevin aynı evde yaşıyorlarmış. Bu Amerikalı’yla bu Türk’ü bir araya getiren rastlantılar neydi acaba? Nerede tanışmışlardı, aralarında ne gibi bir ilişki vardı ki Kevin’in ölümü, Adem’i de intihara sürükledi? Konuyla özel olarak ilgilenmezsek bu ayrıntıları öğrenmemize olanak yok. Çünkü gazeteler bu tip yüzlerce haberle dolu ve gazetecinin görevi burada bitiyor. Beş altı ay önce Hasankeyf’te intihar eden genç kız haberini okuduğum zaman da bunları düşünmüştüm. Gazetedeki fotoğrafta esmer bir genç kız Hasankeyf ‘te uçurumların başında dalgın dalgın otururken görülüyordu. Birkaç dakika sonra kendisini o uçurumdan aşağı atmıştı. Kimdi, neciydi, neden dolayı bu derece umutsuzluk içindeydi? Ardında kimleri bırakmıştı. Annesi babası, kardeşleri, sevgilisi var mıydı? Onlar bu haberi nasıl almıştı ve daha sonra neler olmuştu. Bunları öğrenmemiz olanaksız. Gazeteler insan hikayeleriyle dolu. Okuyup geçtiğimiz üçüncü sayfa haberlerinde insanlığın bütün halleri var. Ama iletişimin ve enformasyonun çok arttığı günümüzde, tek tek haberler üzerinde düşünme olanağımız yok. Televizyonlarda, gazetelerde binlerce insanın dramı sergileniyor; biz de bunlara göz gezdirip, bazen “Vah vah!” diyerek, bazen bunu bile esirgeyerek hayatımıza devam ediyoruz.
