Gazete köşelerini okudukça meslektaşların sıkıntıda olduğunu görüyorum: Kimse "Bayram değil, seyran değil!" diyemez. Çünkü hem bayram var ortada, hem de seyran!

Bayrama yılbaşı tatili de eklenince on günlük bir dinlence çıkmış ortaya, arabalar yollara dökülmüş. Kıyı kentleri insan kaynıyor.
Kısacası dünyanın her yerinde olduğu gibi, milyonlarca bunalmış insan bu fırsatı değerlendirip, biraz kafasını dinlemek istiyor.

Bu yüzden gazetelerde de hafif yazılar okumalı. Moda, kitap, sinema, dedikodu vs. Köşe yazarı da kendini bu geleneğe uydurmak istiyor ama sıkıntıda.

Çünkü Türkiye'nin bir darboğazdan başka bir darboğaza geçmekte olduğunu görüyor. Bu geçici sessizliği bir türlü hayra yoramıyor. Eli varıp, insanların keyfini kaçıracak, tatilini zehir edecek yazılar da yazamıyor. İşte bu yüzden, kulunuz gibi herkes sıkıntıda.

Neyse ki Pınar Selek, başına örülmek istenen çoraplardan ve ortaçağ engzisyon komplololarından sıyrılıp, dışarı çıktı. Bir çok kişi bunu yazıyor şimdi.

Pınar hapisteyken yazanlardan biri olarak ben de onun söylediklerine kulak verilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Kamuoyuna "terörist" olarak sunulan bu cesur insan, elektrik işkencesi gördüğünü anlatıyor, açlık grevinde olduğunu söylüyor.

Ve bütün köşe yazarları biliyor ki şu anda terörün t'sine bulaşmamış birçok Pınar, gözden uzak, soğuk ve ıslak koğuşlarda çile çekmekte.

★★★

Bir yazar neyi yazmalı?
İyi ama gerçek nedir?

Bertrand Russel'ın bu temel soruyu çok güzel anlattığını hatırlıyorum. Bir kitabında "Yağmurun yağdığı da bir gerçek," diyordu "masanın dört ayak üstünde durduğu da!" Öyleyse bir yazar, hangi gerçeği yazacağını seçmek zorunda!"

★★★

Gerçek konusundaki en önemli yanılgı, bunun kimin işine yaradığının düşünülmesi gibi geliyor bana.
Türkiye'de sık sık yapılıyor bu!

"Gerçek olmasına gerçek ama bunun söylenmesi, yazılması kimin işine yarar?" sorusu soruluyor.

İşte düşünce namusuna atılan çengel de bu soruyla başlıyor.

Bana kalırsa herkes "Gerçek, sadece gerçek olduğu için anlatılabilir" diyebilmeli. "Gerçeğin kimin işine yarayacağını düşünmek yazarın işi değildir."

★★★

Karlı bir Asya gecesinde özel bir uçakla Kaisa gecesinde özel bir uçakla hur Miller "Yazar için gerçek, terzinin elindeki kumaş gibidir" demişti. "Olmazsa olmaz birşeydir."

Hak veriyorum.

Ama bazen kumaş elde duruyor da makaslar paslanıyor üstad, makaslar paslanıyor!