Okulda “serbest piyasa” nın tamamen devlet müdahalesinden bağımsız olduğunu, piyasanın kendi kendisini özgürce dengelediğini ezberlemiş olan öğrenciler bugünkü gelişmeler karşısında hafifçe sarsıntı geçiriyorlardır herhalde. Çünkü kapitalizmin Mekke’si olan ABD, İngiltere gibi ülkelerde, ekonomilere müdahale ediliyor, bankalar millileştiriliyor, sıkı önlemler alınıyor. Dolayısıyla, neo liberal ekonomik görüşler, kendini düzeltmeye, dengelemeye çalışıyor. Demek ki “bırakınız yapsınlar” teorisi, tartışılmaz bir gerçeği ifade etmiyormuş. İşin içyüzünü ekonomistler bilir elbette ama bugün olup biten sarsıntılar, bana bir düzeltme sancısı gibi geliyor. 29 krizinde Keynes’in de savunduğu ve başarıyla uygulanmış olan bir düzeltme.

Peki düzelecek ne var? Daha doğrusu düzeltilecek olan nedir? Her konuda olduğu gibi aşırılık. Çok sevdiğim bir sözü ekonomiye de uygulamakta sakınca yok herhalde: “En doğru fikri bile aşırılaştırırsanız absürde varırsınız.”

Hepimizin bildiği gibi kapitalizm, ihtiyaç duyduğu bir tüketici kitle yarattı. Tüketen kitle ne kadar büyürse ekonominin de o kadar işlek ve sağlıklı olacağı hesabı yapıldı. Zamanla, demokrasilerin özü olan “yurttaş” kavramının yerini “tüketici” kavramı almaya başladı. Bu noktada “bölüşümü adilleştirecek müdahale” isteyenlerin sesi daha fazla duyulur oldu. Dünyanın sadece “tüketim, daha fazla tüketim” amacıyla açıklanamayacak kadar karmaşık bir yer olduğu gerçeği kafalara dank etti. Çünkü (kulunuza göre) serbest piyasa hiçbir zaman tam anlamıyla serbest değildi ki! Spekülatörlerin, para ve emtia manipülatörlerinin cirit attığı bir cangıldı. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde borsalar, küçük tasarrufçunun sürekli kaybettiği, büyük oyuncuların sürekli olarak kazandığı arenalara dönüşmüştü. İnsanoğlunun temel gıda maddeleri bile stokçuların insafına bırakılmış, daha fazla kâr amacıyla her türlü kirli oyunun öznesi durumuna gelmişti.

İşte sonuç ortada. Açlıktan başkaldıran yüz binler. Boş alışveriş merkezleri. Talepten daha fazla arz. Vitrinlerden taşan mallar. İnsanlara mal satmak için takla attırılan taksitler, kredi kartı borçlandırmaları ve geleceğini yiyen halk kitleleri.

Hayat kendini düzeltir. Dünya ekonomileri de kendisini düzeltmek zorunda. Bu arada hangi acı ilaçların içileceğini ise ekonomist arkadaşlar anlatıp duruyor zaten.