Yarın yılın son günü; pazartesi yazı günüm olmadığı için siz sevgili okurlarımın, sevgili dostlarımın yeni yılını bugünden kutlamak istiyorum. Bildiğiniz gibi bu yıl BM görevleri dolayısıyla uzak ülkelerdeyim. Ne demiş şair: “Ölmek kaderde var bize ürküntü vermiyor/Lakin vatandan ayrılışın ızdırabı zor.” (Bu kudretli dizelerin şairi Yahya Kemal elbette ama ben sadece bize ait olduğunu sandığım bu anonim “şair” söylemini çok severim. Adı bile önemli değil, yeter ki “şair” söylemiş olsun. Ne güzel değil mi!) Genç kuşakların hiç duymadığı (benim kuşağımdan birçok kişinin bile hatırlamadığı) daüssıla sözünü de sık sık kullanırım. İnsanın burnunun direğini sızlatan bir şeyler vardır bu deyişte. Her insan derece derece toprağına, diline, kültürüne bağlıdır elbette ama bende bu durum saplantı halindedir. Darbe dönemlerinde iki kez kendime dışarıda hayat kurmak zorunda kaldım; ilki 12 Mart döneminde Stockholm’de, ikincisi 12 Eylül döneminde Paris’te. Sonra oradaki düzenimi bozup bir an önce memlekete dönmek için can attım. Çünkü memleket kimlik demektir, sevdiklerin demektir, ölmüşlerin demektir; kısacası sen demeksin. Ne diyordu şair: “Hiçbir şey gideremez iç sıkıntımı/Memleketimin şarkıları ve tütünü gibi” (Nazım elbette). Ruhsati Baba da şöyle söyler: “Ben ölüm acısı gördüm geçirdim/Ayrılık ateşi hasret var iken.”Karacaoğlan ise şöyle seslenir: “Üç derdim var birbirinden seçilmez/Bir ayrılık, bir hasretlik, bir ölüm.” Demek ki bu ülkenin büyük şairleri, memleket hasretini ölümle bir tutmuşlar. Bir yeni yıl yazısında niye bunları hatırlatıyorum biliyor musunuz? Sadece bir tek ülkemiz var: Türk’üyle, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla, Ermeni’siyle, Rum’uyla, Yahudi’siyle, Sünni’siyle, Alevi’siyle, Şafi’siyle, Maliki’siyle, Ezidi’siyle yani bu ülkede yaşayan her unsurla aynı çatının altındayız. Bu çatı yıkılırsa başka yerimiz yurdumuz yok. 2013’te bizi ayıran yüzde 3’lere, 5’lere değil; bizi birleştiren yüzde 95’e bakalım. Kavganın ve öfkenin şehveti yerine aklın, sağduyunun, kardeşliğin, adaletin dilini egemen kılalım. Zaman zaman tekrarladığım, “Hayat kendini düzeltir” sözünü çok seviyor okurlarım. Hatta bazıları, “Haklısınız, insan kendini düzeltemezse hayat düzeltir” diye yazıyorlar. Bu ilkeye kalpten inanıyorum: Hayat kendini düzeltir. Gerilen bir yay sonsuza kadar orada kalamaz; ister istemez yuvasına döner. İster askeri, ister sivil hiçbir olağanüstü dönem sonsuza kadar süremez; çünkü adı üstünde olağan değildir. 2013-2014, aynen yüzyıl önce olduğu gibi memleketimizin büyük altüst yılları olarak anılacak. Bunu görmek için kâhin olmaya gerek yok. Mesele bu dönemi kırmadan, dökmeden, büyük acılara yol açmadan, kimseyi dışlamadan, aşağılamadan, ülkeyi yaralamadan atlatabilmek. Bu dileklerle beni seven sevmeyen; dost ya da düşman olan; doğru ya da yanlış anlayan bütün yurttaşlarıma mutlu, sağlıklı, huzurlu bir 2013 diliyorum.
