Bilim adamlarına saygım ve hayranlığım büyüktür ama onların arasında ‘bilimin sınırlı olduğu’ gerçeğini kavrayarak; sezgi, inanç ve hayal gücüne sırtını dönmeyenleri daha da çok sayarım. Çünkü bu büyük adamlar bilimden bilgeliğe doğru geçmişler, her şeyin laboratuvarda ispatlananlardan ibaret olmadığını anlamışlardır. Albert Einstein bu yüzden ‘hayal gücü, bilgiden daha önemlidir’ diyebilmiştir. Aslında, insanlığın üzerinde kafa yorması gereken çok önemli bir sözü daha vardır bu dâhinin. ‘Her doğru formül, içinde bir estetik barındırır.’ Bu o kadar önemli bir tespit ki; bu noktayı kavrayınca bilimle sanat arasındaki sıkı bağlantıyı da anlamanın kapıları açılır. Vasat biri için bilim ve sanat bir araya gelemez. Hatta bazı bilim adamları sanatı küçümser bile. Ama dâhiler bunun böyle olmadığını bilir. 2500 yıl önce Samos Adası’nda toplanan İonyalı ve Helen düşünürlerin, ‘Sanatla bilimin ortak olduğunu’ açıklamaları gibi.
VE TESLA…
Bugünlerde okuduğum bir kitap, bu düşüncelerimi tazelememe yol açtı. Kitap, dâhi bilim adamı Nikola Tesla hakkında. (Tesla: Anlaşılmamış Dâhi – Aykırı Biyografi) Sırbistan doğumlu bu köylü çocuğu, Amerika’da çağının en büyük icatlarına imza atıyor, Edison’un, Marconi’nin tahtını sallıyor, hatta bu isimler onun bazı icatlarını çalıyor, kendilerine mal ediyorlar, geliştirdiği alternatif akımla insanlığa büyük bir adım attırıyor, öğrencilerinden 11 kişi onun fikirleri sayesinde Nobel alıyor, buluşları hep başkaları tarafından sahipleniliyor ve öldükten sonra da çalışmaları, FBI tarafından el konularak, bugün bile inceleniyor. Yıldız Savaşları’nın da fikir babası. Düzenli bir eğitimi yok. Faraday ve Edison gibi, öğrenimini okul dışında yapmış
Gelelim şimdi en önemli özelliğine. Bu büyük bilim adamı, edebiyata, sanata hayran. En büyük buluşlarına Sırp şairlerin adını veriyor. Çocukluğunda sabahlara kadar kitap okuyor. Şu bölüm kitaptan: ‘Babası bir süre sonra, oğlunun mum ışığında kitap okumaktan gözlerini harap edeceği korkusuyla Nikola’ya mum verilmesini yasaklayacaktı. Ama Nikola bunun da çaresini düşünmüştü, elindeki paçavralarla anahtar deliklerini ve kapı boşluklarındaki delikleri tıkadıktan sonra tüm gece boyunca okumaya devam ediyordu.’
1894 yılında Şikago’da 25 milyon Amerikalı’nın ziyaret ettiği, ABD Başkanı’nın açtığı ve yabancı kraliyet ailelerinin katıldığı Kolombiya Sergisi’nde Tesla hayret verici icatlarını sergiliyordu. Bu buluşlara Faraday, Maxwell, Franklin gibi büyük insanların adını vermişti ama bunlar arasında Amerikalılara tuhaf gelen bir isim de parlıyordu: Zmaj Jovan. Jovan, Sırp dilinin en büyük şairiydi ve Tesla hayran olduğu bu şairin adını Amerika’da onurlandıracak kadar büyük bir hayranıydı onun. Gençliğinde Voltaire’in bütün eserlerinin yanı sıra Mark Twain’i de bulup okumuştu ve Twain’in bir kitabının onu hastalıktan ve ölümden kurtardığını öne sürüyordu. Tesla neden iflah olmaz bir edebiyat meraklısıydı biliyor musunuz: Çünkü hayatı ve dünyayı onsuz kavrayamayacağını anlayacak kadar büyük bir dâhiydi. Darısı bütün bilim adamlarının başına.
