Yeni kuşaklar duymuş mudur bilmem ama eskiden bu söz çok kullanılırdı. Kavga etmenin bu kadar doğal sayılmadığı, öfkenin bu kadar yükselmediği o günlerde, sorunlarını çözemeyen insanlara bu öğüt verilirdi. İnsanlar için sorun çözmenin en doğru yolunun konuşmak olduğu hatırlatılırdı. Ne yazık ki bugün insanlar, özellikle de siyasetçiler sorunları konuşa konuşa çözme yeteneğini yitirmiş görünüyor. Meclis oturumlarını izliyorum, gazeteleri okuyorum ve diyalog umutlarının giderek zayıfladığını görüyorum. Türkiye en önemli sorunlarını bile konuşarak çözme yeteneğini yitirmiş gibi. Bol bol kavga, küfür, konuşmama, karşıtlarını vatan hainliğiyle suçlama ve bir düşünce terörü ortamı. Hiç olmazsa hayvanlar gibi koklaşa koklaşa anlaşabilseydik diyeceğim ama ondan da pek umudum yok. Çünkü hayvanlar, insanoğlu kadar art niyetli değil.

Bu konuyu uzatmak canımı sıktığı için gelin daha zevkli bir konuya geçelim. Günlerdir elimde Goethe’nin “Yarat Ey Sanatçı” adlı kitabı var. Ahmet Cemal’in özenli çevirisiyle Türkçe’ye kazandırılan kitap, büyük bilgenin şu dizesiyle başlıyor: “Yarat ey sanatçı! Konuşma!” Bu doğru söz yukarıda yazdıklarımla çelişki oluşturur gibi duruyor ama yaratmak sanatçının konuşma biçimidir. O, derdini en iyi sanat yaratısıyla anlatır.

Başka sayfalarda şu kanatlı sözlere yer veriliyor: “Asla izin verme; Seni çelişkilere sürüklemelerine! Cehalete gömülür bilgeler,Cahillerle tartışmaya girdiklerinde.”

“İnsan erişmek istemez en büyük olana Kıskançlığı sadece kendi gibi olanlara yöneliktir Kıskançlığın en kötüsü ise dünyada; Herkesi kendisiyle eşit bilendir.”

İyi pazarlar!