Siyasilerin yoğun temposu içinde en önemli sorun, toplumu duymak, yakınmaları işitmek, rahatsızlık noktalarını saptamaktır. Siyasetçi sabahtan akşama kadar o şehir senin bu şehir benim demeden koşar, toplantıdan toplantıya katılır. Yanında her zaman maiyet memurları, danışmanlar, parti elemanları ve bürokratlar vardır. Bu insanlar da doğal olarak siyasetçinin her yaptığını över, onu yere göğe koyamaz. Bazen önüne basın özetleri getirilir, iki taşın arasında notlar sunulur. Bu tempo içinde halkı sezmek, hissetmek sahiden zordur. Bu hastalığa karşı tek çare, toplumu temsil eden kuruluşların sözlerine kulak kabartmak ve oradan gelecek sinyallere duyarlı olmaktır. Medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının en büyük işlevi böyle durumlarda ortaya çıkar. TÜSİAD da etkili bir sivil toplum kuruluşudur. Son günlerde bir toplantı yapmış ve halkı kaygılandıran, rejimi tıkama tehlikesi gösteren bazı konuları gündeme taşıma görevini yerine getirmiştir. Hükümetin bu uyarılara teşekkür etmesi ve dile getirilen konuların üzerine eğilmesi gerekir. Ama hükümetin başı ne yazık ki tam tersi bir tutum sergiledi ve televizyonda Mustafa Koç’un “Anayasa suçu” işlediğini belirterek hem hukuken hem de vicdanen yanlış bir suç duyurusunda bulundu. Bu suçlama neresinden bakarsanız bakın yanlış, haksız ve tutarsız. Koç’a yüklenmeye çalışılan “Anayasa suçu” tabirinin hiçbir hukuki tutarlılığı yok. Şimdi Ankara Başsavcılığı, Mustafa Koç ve YÖK Başkanı Erdoğan Teziç hakkında inceleme başlattı. Oysa Mustafa Koç ve Erdoğan Teziç, Van’daki mahkemeyi ve davanın gidişini eleştirmiyor, etkilemeye çalışmıyor, sadece hasta ve kaçma ihtimali bulunmayan rektöre uygulanan tutukluluk süresinin uzunluğuna itiraz ediyorlar. Eğer bu zulme itiraz edenler hakkında soruşturma yapılacaksa Süleyman Demirel’den başlamak üzere yüzlerce milletvekili, yazar, sanatçı ve kamuoyu önderi inceleme kapsamına alınmalı. Orhan Pamuk davasıyla ilgili açıklama yapan Abdullah Gül de incelenmeli. Ermeni Konferansı’nı durdurma kararı alan mahkemeye “Sen bu işe karışma” diyen Başbakan da soruşturulmalı. Hükümet şunu iyice anlamalı ki kamuoyunun gözünde bu yargılama bir zulme dönüşmüştür. Yapılan uyarıları dikkate alıp Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu devreye sokacakları yerde toplumla ve onun temsilcileriyle kavga etme yolunu seçiyorlar. Hatırlayın: Geçen hükümet de af yasası gibi konularda kamuoyuyla böyle inatlaşmalar içine girmişti. Sonuç ortada. TÜSİAD bu konuları dile getirerek toplumsal bir duyarlılık örneği sergilemiş, sorumluluk duyduğunu ortaya koymuştur. Şimdi top hükümette. Bakalım Van sınavını nasıl verecekler. Bugüne kadar olduğu gibi zulümle mi, yoksa gecikse bile adaletle mi?
