A
vrupa Birliği'ne girme
mücadelesinin yoğun
laştığı şu dönemde,
yerli yerine oturtmamız gereken
temel mesele; devlet kavramı.
Çünkü bizdeki devlet anlayışı,
Avrupa Birliği'nin devlet kavra-
mına uymuyor.
Öyle bir devlet mitosu yaratılı-
yor ki; sanki yurttaşlar devlet deni-
len soyut, görünmez kuruma kur-
ban edilecek.
Sanki devlet tartışılmaz, konu-
şulmaz, kutsal bir varlık!
Bu konuyu netleştirmeden,
hiçbir şeyi çözmek mümkün değil.
Hepimizin içine, devletin bir
organizasyon olduğu ve yurttaşla-
ra hizmetten başka bir amacı bu-
lunamayacağı iyice sinmeli.
Devlet milletin efendisi değildir.
Millete hizmetle yükümlüdür.
Devlet, yurttaşın verdiği para-
larla ayakta durmakta, devlette
çalışanlar geçimlerini böyle sağla-
maktadırlar.
Türkiye Cumhuriyeti yurt-
taşlarının verdiği paralar olmasa
devlet yaşayamaz.
Ne otomobili yürür, ne uçağı...
Ne askeri olur, ne topu tüfeği,
ne de mahkemesi.
Devletin efendisi ve patronu
millettir.
Devlek kendisini besleyen ve
hizmetle yükümlü olduğu millete
hesap vermek zorundadır.
Milletin parasının alıp, bu pa-
rayla saltanat sürmek ve sonra
milletin başına ceberut patron ke-
silmek zorbalıktır, kandırmacadır.
Büyük bir yutturmacadır.
★★★
D
evlet diye Tanrısal bir güç
Devlet
Devlet dediğiniz örgüt, o hiz
met biçimini seçmiş yurttaşlarımız-
dan, kardeşlerimizden oluşuyor.
Hem de devlet de insan zaafla-
rına açık.
İki kardeş düşünün: Biri ticare-
ti seçecek, öteki de devlet hizmeti-
ni.
sınız.
Sonra bu iki kardeşi ayıracak-
Devlet hizmetindeki kardeşin
altına otomobil alacaksınız; hem
de öbür kardeşin ödediği vergiler-
le.
Devlette çalışan kişi hem kar-
deşinin verdiği vergilerle geçine
cek, hem de ülkeyi kardeşine kar-
şı bile koruma görevi üstlenecek.
Çünkü o vatanı daha çok sevi-
yor.
Niye?
Çünkü o devletle çalışıyor.
Öteki kardeş ise sıradan yurt-
taş... Yani güvenilmez!
★★★
B
u iki kardeşten özel sektör-
de olanı bir trafik suçu işle-
diği zaman kanun yakasına yapı-
şacak.
Devlette çalışan kardeş ise ne
kadar berbat işlere girerse girsin
korunacak.
Çünkü onun şahsında devlet
temsil ediliyor.
Aman devlet yara almasın!
Aman devlete bir söz gelmesin!
★★★
E
ğer bir Türkiye demok-
rasisi yaratmak ve bu de-
mokrasiyle Avrupa Birliği'ne
üye olmak istiyorsak önce bu kav-
ramı yerli yerine oturtmalıyız.
★★★
B
ir de devlete sahip çıkma
diye bir şey var.
Bazı kesimlerde herkes birbiri-
ni kırıyor: Kim devleti daha çok
sevmekte?
Bu sorunun cevabını arıyorlar.
Oysa saçma sapan bir tartış-
ma bu.
Vergi veren her yurttaşın dev-
leti denetleme ve eleştirme hakkı
vardır: Çünkü devletin sahibidir.
Çünkü devlet hepimizin.
Vergi ödüyoruz, askerlik yapı-
yoruz, kurallara, yönetmeliklere,
yasalara, düzenlemelere uyuyo-
ruz.
Ve sonra devlete dönüp
"Haydi şimdi sen de bunların
karşılığını ver. Benim yaşamı-
mı kolaylaştır, ülkenin itiba-
rını yükselt. Sınırlarımı koru!
Sağlık ve eğitim hizmetlerini
yürüt!" diyoruz.
Devlet bu görevleri yarım ya-
malak yapıp, boğazına kadar su-
ça bulaşmış mensuplarını koru-
maya çalıştıkça da eleştiriyoruz.
Bu da en doğal yurttaşlık hak-
kı.
