N
ASA gezegenler arası navi-
gasyon bilgini Şeyh (Che-
ick Diarra) uluslararası
üne sahip (İlgilenenler için bir kita-
bının adını vereyim: Interplanetory
Navigator-Albin Micheal Yayınevi).
Ağız dolusu gülen, yaşamın her
saniyesinden büyük zevk alan dev
gibi siyah bir adam.
Dost canlısı.
Akşam yemeği için Flying
Fish adlı lokantada buluşuyoruz.
Şeyh bir yandan anlatıyor, bir
yandan da üç dört kişiyi doyura-
cak yemeği tüketiyor.
Hem dinsel hem de bilimsel
kimliği olduğu için Darwin’in Ev-
rim Teorisi’ni soruyorum Şeyh’e.
Çünkü Allah’a inanıyor. O za-
man evrim teorisini reddetmesi ge-
rekmez mi?
“Hayır” diyor. “Bunda bir
çelişki yok. Big Bang (Büyük
Patlama) teorisi de doğru.
Ama hepsinin başlangıcında
aynı soru var.
Bunu kim yarattı?
Daha öncesi neydi?
Dünyanın başlangıçta bir
çorbaya benzediği biliniyor,
bu çorbada yaşam başladı.
Deneyler yapılıyor. Bir kap
suya amino asit, protein gibi
maddeleri koyup kaynatıyor
sunuz ve orada hayat başlıyor.
Canlı ortaya çıkıyor.
İyi ama çorbayı yapan
kim?
Darwin, canlıların evrimini
açıklamaya çalışmış. Bu metabo-
lizmayı ilgilendiriyor.
Ama yaradılış bam başka bir
konu.”
***
M
ars, Venüs, Güneş projele-
rini yönetmiş olan Şeyh an-
latmaya devam ediyor:
“NASA’da cevaplamaya ça-
lıştığımız en önemli soru ev-
rende yalnız olup olmadığımız.
Bir yerlerde yaşam olabilir.
Bu yüzden galaksilerin ve sis-
temlerin, yaşama uygun olup
olmadıklarını araştırıyoruz.
Bunun için yeni araçlar geliş-
tiriyoruz.
Eğer bir gezegende yaşam
varsa, çevresinde mutlaka
canlı metabolizmalardan yayı-
lan bir gaz tabakası bulunma-
sı gerekiyor.”
***
“Bazen televizyonda politi-
kacılar kendilerinden emin bir
şekilde gülüyorlar. Yani kendilerini
çok önemli buluyorlar. Oysa bıra-
kın politikacıyı, dünya yok olsa
evrende hiçbir şey değişmez.
Evinizdeki sineğin yok oluşu
kadar bile etkilemez. Güneş
sistemi gibi yüz milyar sistem
var. Bunun toplamının oluştur-
duğu galaksilerden de yüz mil-
yar var. Dolayısıyla güneş sis-
temini yüz milyar kere yüz mil-
yar boyutunda değerlendirme-
miz gerekir.
Dünya, ölçülebilir, hesaba
gelebilir bir büyüklük değildir.
Evrenin yaşının yirmi mil-
yar yıl olduğunu hesaplıyoruz.
Sonra bir bakıyoruz ki, bir yıl-
dız evrenden daha yaşlı çıkı-
yor. Kafalar karışıyor. Ne ka-
dar az şey bildiğimizi bir kere
daha anlıyoruz.
***
Dünya üç buçuk milyar ya-
şında. Eğer dünyanın ömrü-
nü on kilometrelik bir yola ben-
zetirsek, insanlığın varoluşu
bunun bir santimi bile değil.
Dünyada bir çok tür yokoldu.
Bizim türümüzde yok olacak.”
Bugün yerimiz bitti. Ama
Şeyh’in anlattıkları bitmedi.
