Gülsün Bilgehan, Avrupa Konseyi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na başkan seçilmişti. Bu görevi yıllarca sürdürmesi bekleniyordu ki CHP yönetimi tarafından seçilemeyeceği bir sıraya kondu ve milletvekili sıfatını yitirdi.Dolayısıyla başkanlığı sona erdi.Bana kalırsa, bu konuda asıl yitiren Türkiye!Komisyon, Bilgehan’ın başkanlığındaki son toplantısını önceki gün İstanbul’da yaptı. Benim de katıldığım bu toplantıda Avrupalı Parlamenterler Türkiye’deki kadın sorununu daha yakından öğrenme olanağına kavuştu.Konu bir ara töre cinayetlerine geldi. Bu noktada Avrupalılara “Bu korkunç cinayetler sizin için olduğu kadar bizim için de şaşırtıcı ve dehşet verici!” demek zorunda kaldım.Çünkü her şeyi standart olarak algılamaya yatkın Avrupa kafasının, “töre cinayetleri”ni kültürümüze ait temel bir öge olarak kabul etmesi tehlikesi vardı.Oysa biz biliyoruz ki bu insanlık dışı cinayetleri, toplumun tümüne ve geleneksel kültürümüze mal etmek haksızlık olur.
Avrupalı parlamenterlerin en çok ilgisini çeken konuşmayı Vuslat Doğan Sabancı yaptı.Hepsi Hürriyet Gazetesi’ni biliyordu kuşkusuz. Bu kadar büyük bir yayın organının, hem Türkiye’deki, hem de Avrupa’da yaşayan Türkler üzerindeki müthiş etki gücünün farkındaydılar.Bu etki olumlu ya da olumsuz yönlere sevk edebilirdi toplumu.Bu yüzden konuşmayı dikkatle dinlediler ve böyle etkili bir medya kuruluşunun “kadına karşı şiddet” meselesinde takındığı tutum hepsinin hayranlığını kazandı.Almanya’da şiddet gören Türk kadınlarının telefon edebileceği ve kendi dilinde yakınmalarını dile getirip yardım isteyebileceği merkezlerin kurulması, Avrupa Konseyi milletvekillerini derinden etkiledi.Ve haber dilinde “Üç kadın şiddete uğradı!” gibi edilgen bir tavır yerine, “Üç erkek karısına şiddet uyguladı!” üslubunun benimseniyor oluşu ayrıca takdir konusu oldu.Kahve arasında konuştuğum bazı parlamenterler kendi ülkelerindeki büyük medyanın “kadın, aile ve şiddet” konusuna bu denli eğilmediğinden yakınıyorlardı.Avrupa Birliği’nin 15 temel ülkesinde; her beş kadından birinin ev içi şiddete uğradığı ve her yıl 600 kadının eşi tarafından öldürüldüğü düşünülürse haklı bir yakınmaydı bu.
Kadın sorunu, bütün dünyada tartışılmaya devam ediyor.Çünkü kadınlar yalnız bizde değil, dünyanın her yöresinde, hatta en gelişmiş denilen toplumlarda bile şiddete uğruyor.Bu insanlık suçunu sadece yasalarla, sivil toplum örgütleriyle önlemek olanaksız.Kadının uğradığı şiddeti azaltmak için yepyeni bir bilince ihtiyacımız var; uygarlık bilincine.Bu bilincin oluşturulmasında, yani genç kız ve kadınların canlarının kurtarılmasında, şiddetin azalmasında medyanın rolü ise apaçık ortada. Hürriyet, bu konuda Avrupa’ya öncülük ederek büyük bir görevi yerine getiriyor.
