MUSTAFA Kalemli'ye ilişkin dü-
şüncelerimi belirtmeden önce, iz-
ninizle, "Olga'nın Hikayesi" yazı
dizisinde anlattığım bir fıkrayı ha-
tırlatmak istiyorum.
Rusya'nın yeni zenginlerinden
biri Mercedes 600 otomobiliyle
müthiş bir kaza yapmış. Daha ka-
za şokunu atlatamadan otoyolda
hem ağlar hem bağırırmış: "Ah
Mercedes'im, ah Mercedes'im!"
O sırada yoldan geçmekte olan
birisi "Aman birader!" demiş "Ne
Mercedes'i sayıklıyorsun. Bak-
sana kolun kopmuş senin."
Adam koluna bakmış ve onu
yerinde göremeyince müthiş bir
çığlık koparmış, başlamış bağır-
maya: "Ah benim Rolex'im, ah benim Rolex'im!"
BİZDEKİLERİN durumu, Rusya'nın görmemiş zen-
ginlerinden ve gözünü mal hırsı bürümüş türedilerden
pek farklı değil.
Değerler sisteminin altüst olduğu, namuslunun na-
musuz, hırsızın büyük adam ilan edildiği bugünlerde
at izi it izine iyice karıştı.
Artık insanlarda onurlu yaşamak, kıt kanaat geçin-
se bile ismine leke sürdürmemek, çoluk çocuğunun
karnına haram lokma girmemesi gibi toplumu koruyan
kavramlar yok.
Ortalık, bir şey yapmaya değil, bir şey olmaya çalı-
şan zavallılarla dolu.
MUSTAFA Kalemli gibi bir insana Türkiye'yi yönet-
mek, en üst makamlara ulaşmak, büyük devlet adamı
sayılmak gibi manevi hazlar yetmemiş belli ki!
İhtirasını, iyi bir isim bırakmaya değil, birkaç daire
sahibi olmak gibi küçük, süfli bir işe ayarlamış.
KALEMLİ kurdun ağzına atıldı.
Ama onun isminin yanına ne ANAP ismi ekleniyor,
ne de Mesut Yılmaz.
Oysa İSKİ böyle olmamış, SHP'yi topyekün hırpala-
mıştı.
KALEMLİ'den daire hesabı sorulan Türkiye'de yüz
milyonlarca dolarlık soygunlar gırla gitmekte.
Basının da bildiği bu yolsuzlukların hesabı sorulmu-
yor. Çünkü konjonktür hazretleri müsaade etmiyor.
Belki de zamanı bekleniyor.
DİYECEĞİM şu: Hiç kimse Kalemli yolsuzluğu orta-
ya çıktı diye Türkiye temizlendi, aydınlığa kavuştu
sanmasın.
Adamcağızı soyadından dolayı; Yaşar Kemal, Çetin
Altan gibi bir kalem erbabı sandılar da ondan hırpalı-
yorlar herhalde.
