Son zamanlarda o kadar çok tanıdık kansere yakalandı ki artık neredeyse bu hastalığa bir salgın gibi bakmaya başladım. Gün geçmiyor ki dost meclislerinde “Aaa o da mı!” diye hayret nidalarıyla karşılaşmayalım. Uzmanlar hem kanserde hem de hastalığın tanısında artış olduğu noktasında birleşiyor. Nereden kaynaklanıyor bu artış?Yaşam biçimimizden mi, yediklerimizden mi, radyasyondan mı? Psikolojik faktörler hastalığı tetikleyen nedenler arasında mı? Dünyada birçok önemli uzman bu soruların cevabını araştırıyor.

Hastalığın korkutucu yayılması sürüyor sürmesine ama mücadele yöntemleri de aynı hızla gelişiyor. Eskiden kanser olan insana “öldü” gözüyle bakılırdı ama şimdi tedavi yöntemleri o kadar gelişti ki bu hastalığa yakalanan birçok kişi biraz sıkıntılı süreçler yaşasa bile bir süre sonra eski sağlığına kavuşuyor. Dünyada yıllardır süren araştırmaların ve milyarlarca dolar tutan klinik deneylerin sonuçları yavaş yavaş alınmaya başlandı. Mucize yarattığına inanılan bazı yeni ilaçlar İngiltere, ABD gibi gelişmiş ülkelerde piyasaya sürüldü bile. Araştırmalarıyla tanınan bazı uluslararası ilaç firması yöneticilerinin anlattığına göre önümüzdeki yıllarda çok önemli yeni ilaçlar çıkacak. Bulunan bir ilacın eczane raflarında yer alması ortalama on beş yıl sürdüğü için, şu anda bu hastalığın sırtını yere getirecek bazı ürünleri tanımıyoruz. Ama söylediklerine göre artık bu sürenin sonuna geliniyor.

Ciddi bilim adamlarının kapalı toplantılarda anlattığı bu gelişmeleri sizlere aktarmayı uygun buldum. Bu haberler, yakınlarının hastalığı yüzünden cehennem azabı çeken insanlara bir parça umut olabilir mi acaba? Elimden gelse bu hastalıktan dolayı acı çeken herkesin tek tek elinden tutup Nazım’ın dizelerini okumak isterdim: “Hastalar, kardeşlerim İyileşeceksiniz!”