Camdan dışarı bakıyorum, ince ince ama bıkmadan usanmadan yağıyor kar. Ağaçlar şimdiden gelinliklerini giydi. Yoğun sis, bir tül gibi sarıp sarmaladı her yeri. Göz gözü görmüyor. Bu şehirde kimbilir kaç nesil, kaç hanedan, kaç kişi yağan karı seyretti bizim gibi. Aynı kar Bizans hipodromunda yarışan Mavilerle Yeşillerin üstüne de yağdı, cambazhaneden çıkan imparatoriçe Teodora’nın üstüne de, Nika isyancılarının da. Bizans’la anlaşma yapmış olan Şehzade Orhan surların içinden seyretti karı. Kanuni Süleyman, evlatlarını katletmiş olmanın yürek yangınını Topkapı’nın bahçesine yağan karla soğutmaya çalıştı. Üçüncü Selim, bir süre sonra kendisini vahşice öldüreceklerini bilmeden, kürklü kaftanıyla Batılılaşma reformlarını planlayarak dolaşırken omuzlarında birikti bu kar. Genç Harbiye öğrencisi Selanikli Mustafa Kemal, yoğun kar yağışına, yine uyuyamadığı huzursuz bir gecenin sabahında yakalandı. Böbrek sancılarını azdırdı bu hava. Enver Paşa İstanbul’a yağan karı izlerken, Sarıkamış’a sevkettiği binlerce çocuğun donarak can verdiğini düşündü mü acaba? Vicdanı sızladı mı? Hanedan üyeleri İstanbul’a son bir kez bakarken kar var mıydı? Sonlarının, çoluk çocuk kurşuna dizilen Rusya imparatorluk ailesi Romanov hanedanı gibi olmadığını düşünüp bir parça teselli buldular mı? Cenap Şahabettin, Ahmet Muhip, Nâzım Hikmet, Ataol Behramoğlu kar şiirlerini yazarken gerçekten kar yağıyor muydu, yoksa imgeler mi uçuşuyordu kafalarında. Yıl 2012. Yine kar yağıyor, biz yok olup gittikten sonra da yağmaya devam edecek. Cumartesi akşamı vereceğim konserin “hava muhalefeti“ nedeniyle iptal edildiği haberi geliyor. Zaten en sıkı muhalefet yapan kurum “hava.” Bu yıl Türkiye yoğun kar yağışına, alevli tartışmalar içindeyken yakalanıyor. MİT yönetimi (çöken KGB, Stasi gibi) sorguya çağırılıyor, emniyetçiler görevden alınıyor. Emekli genelkurmay başkanları, paşalar, gazeteciler içeride. Karın örttüğü şehirde, alttan alta kanlı bir kapışma, bir hesaplaşma var. Kar yağmaya devam ediyor; dün olduğu gibi, yarın olacağı gibi. Bizans olsun, Osmanlı ya da Cumhuriyet olsun; siyasetin kanlı çarkları ilgilendirmiyor onu. Her kavgayı, her kanlı kapışmayı beyaz bir örtünün altına saklıyor. Ama bazen, tarihin çok hızlandığı dönemlerde onun gücü bile yetmiyor ortalığı apak yapmaya. Vahşi bir iktidar mücadelesinin kanlı dişleri görünüyor aradan.
NOT: Değerli dostlar, yukarıda da belirttiğim gibi hava şartlarından dolayı cumartesi günü Bayrampaşa ORA ARENA’da vereceğimiz konser iptal edildi. Aman bu havada boşu boşuna giden olmasın.
