DÜNYANIN her yerinde, "Kaset Savaşları" başlığı, müzik piyasasındaki rekabeti akla getirir.
Türkiye'de ise siyasi depremlere yol açan konuşma kasetlerinden söz edilmektedir.
Şu sıralarda doruğa tırmanan siyasi kasetlerin elde ettiği gelir, müzik kasetleriyle ölçülemeyecek kadar yüksek.
Bir insanın ömrünü müziğe adayarak ün yapması, bestelerle uğraşması, milyonlarca dinleyiciye kavuşması önemli değil.
(Zaten onun emeğinin büyük bölümünü korsanlar alıp götürüveriyor.)
Müzikle, notayla, armoniyle, şiirle uğraşacağına, yasadışı çevrelerle bir telefon konuşması yapmak ve bunu kasete almak yeterli.
Kontrpuan yerine, kontrgerillaya takılmak daha karlı.
Gazete ve televizyonlara pazarlanacak olan telefon kaseti, bir müzisyenin ömrü boyunca elde edeceğinden daha çok gelir getirir.
Belki de müzikçinin içi rahat etmeyecek ve fona "Baba" filminin müziği gibi bir melodi ekleyecektir.
Bu durumda kaset daha da değerli olur.
Hatta bazı yerlere silah sesi efektleri de yerleştirilebilir.
Hem böylece istenmeyen isimlerin banttan çıkarılması da kolaylaşır.
***
SON günlerin kaset tartışmalarında en çok dikkatimi çeken ne biliyor musunuz?
Hiç kimse "Canım, olur mu böyle saçma şey!" demiyor.
Başbakan, bakanlar ve milletvekilleri kanun kaçaklarıyla işbirliği yapmakla suçlanıyor.
Ama yurttaş kalkıp da "Hayatımda bundan saçma bir şey duymadım!" diyemiyor.
Sadece araştırılmasını istiyor.
Demek ki doğru olması ihtimali var.
***
AYNI şey Atatürk, İsmet Paşa gibi liderler için söylense durum böyle mi olurdu?
Birisi ortaya çıkıp da "İsmet Paşa'nın yeraltı örgütleriyle ilgisi var. İşte belgesi!" dese, herkes gülmez miydi adama?
Keçileri kaçırmış muamelesi yapmaz mıydı?
Ya Atatürk için?..
Bir deli kalkıp da "Atatürk falanca ihaleye müdahele etti. Menfaat sağladı" demek cüretinde bulunsa, adamı o dakika tımarhaneye kapatmazlar mıydı?
Ama şimdi ne yazık ki herkesin kafasında kuşku bulutları dolaşıyor.
"Acaba doğru mu? Gerçekten Başbakan Çakıcı'ya haber gönderdi mi?"
***
YANLIŞ giden bir şeyler var.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
