Dün gazete ve televizyonlara göz gezdiren birçok kişinin
yüreği ağzına geldi; içi merhamet ve isyan duygularıy-
la dolup taştı.

Çünkü Türkiye, eli satırlı ve bıçaklı vahşilerin masum hay-
vanları kovalayarak katlettiği, işkence çektirerek boğazladığı
bir kan bayramının şokuyla sarsılmıştı.

Son yıllarda giderek artan bu kan tutması, şiddet dolu
insanların, bir canlıya eziyet etmesine olanak sağlıyor ve boğa-
zı yarım yamalak kesilmiş hayvanlar sokaklarda koşarak can-
larını kurtarmaya çalışıyorlardı.

Bu manzaraları gören "normal" insanların dehşete
kapılmamasına imkân yoktu ve içinde yaşadığınız
toplumdan ürkmeye başlıyordunuz.

Bu konuda yıllarca yazıp çizmiş ve uyarmaya çalışmış biri-
si olarak, içime fenalık basmasının nedeni buydu işte.

Bir barbar sürüsü; hayvanlara işkence ediyor, ağaçları ke-
siyor, oturduğu yeri kokutuyor, en cahil ama en kurnaz politi-
kacıların peşine takılarak Türkiye'yi felakete sürüklüyordu.

Ne yapacaktık bu insanlarla?

Eğer halk böyle ise kendimize yeni bir halk mı bulacaktık?

***

u sorunun cevabı açık: Eğer Türkiye'de herkes böyle
Bolsaydı, normal insanlara yaşama alanı kalmazdı
Ama ne mutlu ki; bu ülkede milyonlarca "normal", sağ-
duyulu, bilinçli, merhametli, gelişmiş, eğriyi doğrudan ayırt
edebilen insan yaşıyor.

Peki bu insanlar nerede derseniz, onun da cevabı hazır:
Türkiye'nin uygar insanları temsil edilmiyorlar. Ne
medyada temsil güçleri var, ne de politikada.

Ortalıkta lümpenlerin rüzgârı esiyor ve bunu en çok estiren
de özel televizyon kanalları.

Müzik ve kültür alanında bu gerçeği bire bir yaşadığım için
tanıklık yapabilecek durumdayım.

Bir antik tiyatroya ya da bir stadyuma toplanmış, ellerin-
de mumlarla barış ve dostluk şarkıları söyleyen on binlerce,
hatta yüz binlerce uygar insanın, medya gözünde hiçbir de-
ğeri yoktur.

Çünkü o, Avrupa Birliği düzeyindeki bu uygar kitleleri değil,
eli döner bıçaklı, jiletli, arabesk lümpenleri yüceltme peşindedir.

Yıllardır beynimizin böyle yıkandığını siz de biliyorsunuz.

Bu işin tirajla, rating'le de ilgisi yok.

Çünkü medyadaki kalite düşmanlığı, üç beş çapul-
cuyu, yüzbinlerce uygar insanın önüne geçirir.

***

ürkiye dışında hiçbir Müslüman ülkede eşine
rastlanmayan kurban vahşetine dur denilmesi
şart!

Ama bu; medyanın ayakları baş, başları ayak yapan, ülke-
nin çocuklarını, dolayısıyla da geleceğini çürüten tutumundan
vazgeçmesiyle mümkün olabilir.

Çünkü bugün medyanın da eleştirmek zorunda kaldığı
kurban vahşeti; halka sunulan düşük eğlence, hamaset ve kül-
tür düşmanlığı karışımı yayın politikalarının sonucudur. (Düz-
gün yayın yapmaya özen gösteren medya mensuplarını tenzih
ederim.)

Medya artık barbarların borazanı olmaktan kurtulup, bu
toplumda uygarlığı, insanlığı, kültürü, nezaketi, ahlakı öne çı-
karmalı.

Yoksa yarın, kendi çocukları da sokaklarda gezemeyecek.