Bir komisyon toplantısı için gittiğimiz Venedik’te tanıştığım, Başbakan Danışmanı, Adana Milletvekili Ömer Çelik, bana çok ilginç bir şey söylemişti: “Bazen Başbakan’la Baykal üzerine konuşuyor ve diyoruz ki Allah şu Deniz Baykal’dan razı olsun. Onu pamuklara sararak korumamız lazım.” Dediği gibi çıktı. 2002 seçimlerinden önce gizlice buluştuğu Tayyip Erdoğan’la bir anlaşma yaparak, siyasi hakları bulunmayan bu kişiyi başbakanlık koltuğuna taşıyan Deniz Baykal, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çok büyük ama aynı zamanda çok kötü bir rol oynadı. Bencil ihtiraslarının esiri olan bu ihtiyar politikacı, Atatürk’ün kurduğu partiyi gözden düşürme ve başarısızlığa mahkûm etme hünerini gösterdi. Ringe çıkan iki boksörden birinin elini kolunu tutarak, rakibinden dayak yemesine yol açtı. Memleketi Antalya’da AKP’ye yenilmesi ise onu çok iyi tanıması gereken hemşehrilerinin bile ona güvenmediğinin kanıtı değil mi? Cumhuriyet mitingleri, oy kullanmak için tatilden dönen yüz binler ve Deniz Baykal’a rağmen kerhen CHP’ye oy veren milyonlar bile durumu kurtarmaya yetmedi. Bence Deniz Baykal yarın sabah, kapıkullarını da yanına alıp erkenden Rodos’a doğru yüzmeye başlasın ve orada kalsın. Nasıl olsa eşyalarını arkasından gönderen bulunur. Ama kuşaklar boyu anılacak ihaneti için ne yapacak, vicdanını nasıl rahatlatacak onu bilemem. Yenilen Mustafa Kemal değil, bin bir hile ile onun makamını işgal eden Deniz Baykal’dır.
