Türkiye çok ilginç bir ülke. En bunaldığı, en sıkıştığı dönemde bir çözüm üretiveriyor.Bugün de ufukların iyice karardığı ve insanların umutsuzluk uçurumlarına yuvarlandığı anda yani gecenin en karanlık anında, şafağı müjdeleyen bir ışık beliriverdi.Bu ışığın adı Kemal Kılıçdaroğlu.Hemen söyleyeyim, Gandi yakıştırmasına bir türlü ısınamadım ben. Geniş halk kitlelerine yabancı bir kavram, Karaoğlan gibi yerli değil. Ayrıca bizde zayıflık, güçsüzlük, pasiflik gibi çağrışımlar yaptırıyor. Hint fakirini bile akla getiriyor. Oysa Türkiye güçlü liderlik isteyen, deyim yerindeyse gereğinde yumruğunu masaya vurabilen lider isteyen bir ülke. Bence yavaş yavaş bu Gandi Kemal söyleminden vazgeçmekte yarar var. Kılıçdaroğlu’na Gandi demenin bir tek mantığı olabilir. O da CHP genel başkanlığı koltuğuna oturmanın, Hint fakirlerinin yattığı çivili yatağa benzemesi.
Kemal Bey, uluslararası ve ulusal şartların iyice olgunlaştığı, herkesin yeni bir iktidar arayışına girdiği bir dönemde, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş olan en köklü partinin kaptan köşküne geçiyor.Mütevazı kişiliği, halka yakın duruşu, devlet tecrübesi ve yolsuzluk konusundaki hassasiyetiyle tam Türkiye’nin aradığı lider portresi çiziyor.Öne çıkarmadığı ama inkâr da etmediği kökeni ve kimliği, kutuplaşmış olan ülkeye bir büyük uzlaşma olanağı sunuyor.Dostum Kemal Bey’den, CHP’nin üzerine serpilmiş olan ölü toprağını silkelemesini, partiyi gençleştirmesini, gerçekten sol bir parti olarak yoksullara, sendikalara, kültüre yakın durmasını, ezenleri değil ezilenleri savunmasını, değişen dünyayı iyi okumasını, zamanın ruhunu iyi kavramasını, ülkenin sanayisini , ihracatını, değer yaratan kesimlerini desteklemesini, etnik sorunları dostça ve herkesin kimliğine saygı göstererek aşmasını, AB ile akıllı ve yakın ilişkiler kurmasını, sadece bölüşümle değil pastayı büyütmekle de uğraşmasını, reformcu olmasını, üçüncü dünya solculuğunun dar kalıpları içine sıkışmamasını, sık sık seyahat ederek dünyayı daha yakından izlemesini bekliyorum.Yolu açık olsun!
