Kemal Kılıçdaroğlu ile karşılıklı bir saygı, sevgi ilişkimiz vardır. 2002 seçimlerinde birlikte kampanya yaptık. Son derece güvenilir, dürüst ve yetenekli bir kişi olduğunu biliyorum.Bu yüzden de üzülüyorum.Çünkü ne yazık ki bu tertemiz ismi de yavaş yavaş kirli bir havuza doğru çekiyorlar.Yazılanları okudukça 1994’te gördüğüm filmi bir kez daha görür gibi oluyorum.Ben de onun gibi bu adaylık işine zorla çekilmiştim. Bir ay direndikten sonra dostlarımın ısrarlarına dayanamayarak adaylığı kabul etmiştim.O günlerde Bedri Koraman, Milliyet’in birinci sayfasında kocaman bir karikatür yayınlamıştı.Renkli karikatürde pırıl pırıl giysiler içinde, neşeli bir biçimde şarkı söyleyerek gelen ben, bir pislik çukuruna doğru ilerliyordum.Haklıymış.Bu iş gerçekten bir pislik çukuru.Hiç ilgim olmayan İSKİ yolsuzluğunun hesabını bile bana sormaya kalkmışlardı. Şimdi de Kılıçdaroğlu’na CHP’deki birçok yolsuzluğu soracaklar. İlgisi olmasa bile onu suçlu ilan etmeye çalışacaklar.
Birkaç gün önce Sabahattin Önkibar, o günlerle ilgili bir yazı yazdı ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in kendisini makamına çağırtarak bir dosya verdiğini ve bunu yayınlamalarını istediğini anlattı.Bedrettin Dalan’ın benim hakkımda hazırlattığı ve Başbakan eliyle bütün basına dağıtılan, beni durdurmaları için iftira yayınları yapmalarını isteyen bir dosyaymış. Önkibar dosyada hiçbir şey olmadığını, bir iki marjinal gazetenin beni solcu olarak niteleyen yayınının bulunduğunu söylüyor.Ama bu uyduruk şeyler bile basının iftira kampanyası için yetmişti.Şimdi böyle dosyalar Kılıçdaroğlu için hazırlanıyormuş. Aslı astarı olmadığına eminim ama zaten amaç seçmenin kafasını bulandırarak, bulanık suda balık avlamak.Şimdi anlaşılıyor ki Tansu Çiller başkanlığında “rutin dışına çıkan devlet” korkunç suçlar işlemiş. İsmet Sezgin bunları anlatıyor.Faili meçhul cinayetlerin başını alıp gittiği bir çıldırma dönemi. İşte tam o yıllarda ben bu azgın adamların ve kadınların hedefindeymişim.Yine ucuz kurtulmuşuz demek ki.
Kılıçdaroğlu için tehlike sadece karşıtlarından değil yandaşlarından da gelebilir.Parti içinden çelme takarlar ona.Birlikte çalıştığı Ercan Karakaş’a o dönemi sorsun:Kampanya sırasında, şeffaf belediyecilik yapılacağını, ihale dosyalarını herkesin inceleyebileceğini ilan etmiştim. “Sosyal demokrat” (!) müteahhitler Ercan’a gelip “Bu adam numara mı yapıyor? Yoksa gerçekten böyle mi düşünüyor?” diye sormuş.Ercan dostum “Doğru söylüyor. Böyle bir adamdır!” cevabını verince de “O zaman çek kuyruğunu. Biz Tayyib’e çalışırız” diye toplantıyı terk etmişler.Bütün bu pisliklere rağmen nasıl oldu da yüzde 21,30 oy aldık, şaşıp kalıyorum.
Dün okuduğuma göre il başkanı istifa etmiş, sonra istifasını geri almış.Belli ki parti için için kaynıyor.Allah kolaylık versin sevgili Kemal Kılıçdaroğlu, gerçekten kolaylık versin.
Bir tek şans, şu anda büyük medya gruplarının hükümetle arasının açık olmasıdır.Çünkü ne yazık ki benim dönemimde, onlar da çok kötülük ettiler.Ama şimdi bakıyorum kötülük edenler nerede?Tansu Çiller yurt dışında ve itibarsız, adı binbir pisliğe bulaşmış durumda, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan Miami’den dönemiyor, Uzanlar mahvoldu ve ömürlerini kaçak olarak tamamlıyorlar.O dönemde beni iftiralarla bunaltan tetikçi gazetecilerin kimi toprak altında, kimi gözden düşmüş durumda.Bir İngiliz sözü vardır: Tanrı’nın değirmenleri ağır öğütür diye.Ama sonunda mutlaka öğütüyor.
Sevgili dostum Kılıçdaroğlu,Umarım yanılırım, umarım bu kez işler tersine döner, umarım parti pislikleri senin temiz ellerine bulaşmaz.Başarılar dilerim.
