Dünyanın her köşesinde ve her döneminde bağımsız kafalara kuşkuyla bakılmış hatta bu kafalardan bazıları kesilmiştir. Çünkü bağımsız kafanın sorduğu sorular hem iktidar, hem muhalefet için tehlike işaretleri barındırmaktadır. Hatta buna toplumu da ekleyebilirsiniz. Thomas Moore gibi birçok kişinin kafası, bu bağımsız tavırdan ötürü kesilmiştir. Bugün kafa kesilmiyor ama yine de böyle insanların kellelerini alma isteği çeşitli biçimlerde tezahür ediyor.
İnsanoğlu sürü halinde yaşamayı sever. Her sürünün bir kösemeni vardır ve sürü onun peşine takılarak rahat eder. Nasıl olsa onlar yerine düşünecek, karar verecek bir lider bulmuşlardır. O lider onları felakete de götürse giderler peşinden. Çünkü kafayı kiraya vermek çok rahatlatıcı bir iştir. Bir partiye, bir cemaate, bir ideolojiye kapılanırsınız, onların istediği gibi düşünür, istediği gibi davranırsınız ve böylece herkes yerinizi belirlemiş olur. Çizilmiş sınırların dışına çıkılmadığı zaman hayat kolaydır.
Ama kafanızı kimseye kiraya vermeme ve bağımsız düşünme gibi bir alışkanlığınız varsa vay halinize. Hiç kimseye yaranamazsınız, iki cami arasında bi namaz kalırsınız. Bir gün belirttiğiniz görüş bir kampın işine yarar “Bravo” derler, ertesi gün söyledikleriniz ise onları kızdırır. “Ne diyor bu adam? Hangi kamptansın açıkla” diye bastırırlar. Siz de “Hiçbir kamptan değilim. Bizi ayıran değil birleştiren noktaları bulmaya çalışıyorum” demeye çalışırsınız. Ama kutuplaşmanın şehvetli öfkesi ve borazanları arasında böyle kılı kırk yaran sesler duyulmaz. Tarih boyunca bağımsız kafanın kaderi yalnızlıktır. Dün de böyleydi, bugün de böyledir bu iş.
Bütün bunlara rağmen bayramınız kutlu olsun!
