Gündem o kadar canlı ve vurucu hepimiz ister istemez olayların peşine takılıyor, belirli konulara kilitlenip kalıyoruz. Hükümet Taksim’de karanfilli bir kutlama yerine İstanbul meydan muharebesini tercih edince gündemde başka bir konunun yer bulması mümkün mü? Hele ülkenin Başbakanı, ancak bunca kan ve gözyaşı dökülünce “Sendikaların bu kadar ısrarcı olduğunu bilseydik Taksim’i açardık” dedikten sonra. Elbette bütün yazarlar bu konuyu yazıyor, herkes bu rezaleti tartışıyor.
Yıllardan beri nelerle uğraştığımıza bakın: Türban Zina Cumhurbaşkanlığı 367301 Andıç Kapatma davası Ergenekon Vesaire vesaire
Kusura bakmayın ama bunların hiçbirisi gerçek gündem değil. Hepsi bu ülkenin yarattığı suni sorunlar. Birbirimizi bu kadar yemesek, kutuplaşmasak, gruplara ayrılmasak bu sorunların hiçbirisi gündemde olmayacak. Sadece gerçek gündemi konuşacağız.
Peki gerçek gündem nedir? Birkaç örnek vereyim. Mesela depremdir. İstanbul’un yarısı yıkacak olan, 21. yüzyılın felaketi olmaya aday büyük depremin yaralarının nasıl sarılacağıdır. “Marmara denizinin altı fokur fokur kaynıyor” diyor Naci Görür. “Deprem yakın.” Daha ne desin, nasıl uyarsın? Diğer bilim adamlarından da uyarı üstüne uyarı geliyor. Yani çanlar bizim için çalıyor ama bizim gündemimiz meleklerin cinsiyeti.
Bir başka gerçek gündem maddesi ekonomi. Bakanlar, cari açığın 50 milyar dolar olacağını tahmin ediyor, sadece mart ayı açığı 5.3 milyar dolar olarak açıklanıyor, ilgilenen yok. Merkez Bankası Başkanı’nın uyarıları bile güme gidiyor. Milyonlarca insan hızla açlık sınırına sürükleniyor, gıda fiyatları patlıyor, işsizlik artıyor, esnaf dişini sıkarak ayakta kalmaya çalışıyor ama bu büyük sorunlar da gündemimizde yok. Konuşamıyoruz. Yarın “konuşamadıklarımızı” yazmaya devam edelim.
