Bir zamanlar, uçakta rastladığım bir memleketin sahibi gibi davranan bir dostum, söz ederek; "Şimdi anlayışı kıt birileri sizin monarşiyi övdüğünüzü sanabilir!" dedi.
Ben de "Yok canım! Daha neler!" diye cevapladım onu.
Güldü.
"Evet!" dedi."Haklısınız ama burası Türkiye."

★★★

Yazdığımızı bir kez daha tekrarlayalım:
Kraliyet'e sahip olan ülkelerde demokrasi çok güzel işliyor; çünkü zaten varolan kralın yanında, seçilmiş krallar oluşamıyor.
Hem kralın yetkileri budanmış durumda.
Hem de seçilen kişi, üzerinde bir kraliyet olduğunu bilip, reğinin altını çizmek.

★★★

Aslında İngiltere, Fransa, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika krallıkları ile Osmanlı İmparatorluğu arasında çok büyük bir fark vardı.
Batı monarşileri kendi çevrelerinde bir aristokrasi oluşumuna izin verdikleri için, yüzyıllar içinde kökleşmiş kurumlara kavuşmuşlardı.
Daha sonra para kazanmaya başlayan burjuvalar da bu aristokratları taklit ederek ve bu kurumlara saygı duyarak geliştiler.
Fransa, kralının ve kraliçesinin kellesini aldı ama ihtilâl sarsıntıları bitince aristokrat birikimini reddetmedi.
Osmanlı ise hanedan karşısında aristokrat oluşumunu engelledi.
İktidar mutlak olarak bir tek ailenin elinde toplandı.
'Osmanoğlu ailesi', (bir iki örnek hariç,) iktidarı bölüşmemek için yüzlerce yıl boyunca Türk ailelerinin kızlarıyla bile evlenmedi.
İşte bizim burjuvalarımızın köksüzlüğü ve etik değerlere saygısızlığı da buradan kaynaklanıyor.
Siyaseti besleyecek "elit ve köklü" damar bulunamıyor Türkiye'de.
Çünkü zaten sayıları az olan "beyin ve yürek soylusu", köklü Anadolu ve Rumeli aileleri de 1950'de başlayan "karşı devrim" ile sahneden uzaklaştırıldı.
Bütün bunlara bir de milyonlarca insanın kentlere göçü ve medyanın rating kaygılarına dayanan çürütücü yayınları eklenince hiçbir değer ölçüsü tanımayan, maçlarda döner bıçaklarıyla birbirini doğrayan, enerjisini nereye yönlendireceğini bilemeyen milyonlarca genç lumpen elde ettik.
Bu güruhu manipüle edenler ise "Milli irade benim arkamda!" diyen küçük padişahlar oldular.

★★★

Türkiye'de gerçek demokrasiye ulaşmanın ilk adımı; şu anda yaşadığımız rejimin demokrasi olmadığının kavranılması.