YAKLAŞIK on gündür bu köşede yazımız çıkmıyordu.

Çünkü Hollanda'da bir turneye gitmiştik. Ülkenin ünlü yorumcusu Liesbeth List şarkılarımızı kendi dilinde söylüyordu.

Her akşam bir başka kentte konser verince, yazı yazmaya zaman kalmıyor.

Şimdi yine biz bizeyiz.

***

TÜRKİYE'yi dışardan izlemek çok farklı.

İçerde bize çok büyük gelen meselelerin aslında ne kadar küçük olduğunu görüyorsunuz.

Tam tersi de söz konusu.

Hiç önemsemediğimiz, yaşamsal sorunlarımız var.

***

DIŞARDAN baktığınızda sevgili Türkiye'miz bir “savaş alanı” gibi görünüyor.

Bir ülkenin ayakta kalmasını sağlayan, gelenek, görenek, saygı, terbiye, ahlak kavramları ağır sarsıntılara uğramış.

Birtakım insanlar kuralsız ve genellikle belden aşağı vurulan bir ortamda savaşıyorlar.

Aklıselim sahibi, sağduyu terbiyeli insanlar ise ürkmüş ve köşesine çekilmiş.

Meydan şirretlerin!

***

TÜRKİYE'nin gündeminden hiç inmeyen ve çocuklarımıza örnek olarak gösterdiğimiz magandalar, bu toplumun altını oyuyor.

Geleceğimiz, bu insanların ipoteği altına girdi.

Bu ortamda hangi akıllı çocuk bir Pertev Naili Boratav, bir Cahit Arf, bir Yaşar Kemal olmak ister?

Bu değerli kişiler gibi hırpalanmak yerine, herkes tarafından baştacı edilen, trilyonlar kazanan magandalara benzemek daha akıllıca değil mi?

Her gün saatlerce televizyon izleyen kuşaklar büyüyünce neler olacağını düşünebiliyor musunuz?

***

TÜRKİYE'deki kutuplaşma tehlikeli boyutlara geldi.

Yıllardır bu tehlikeye dikkat çekmek istedik ama demek ki uyarıların ecele faydası olmuyor.

Bugün 62 milyonu bir arada tutan bağlar yerine laik, şeriatçı, Kürtçü, ülkücü, tarikatçı kimliklerinin belirleyici olduğu bir ortama kayıyoruz.

Birbirinin gözünü oymak isteyen bu kesimler arasındaki ayrım giderek keskinleşmekte.

Bir gün şehit cenazesinde edilen intikam yeminleri, ertesi gün Cemevi önündeki cenazede sıkılan yumruklar, bir başka gün sakallı ve başörtülü eylem...

***

KAN, acı ve nefret üzerine kurulu bir ortamda yapılan akıl almaz soygun ve bunu gizlemek için ortaya sürülen “vur patlasın çal oynasın” düzeyindeki eğlence dünyası...

İşte manzara bu!

Keşke yanılıyor olsaydım!

Keşke bu yazıyı “1 Nisan şakası” olarak yazdığımı açıklayabilseydim!

E mail: livaneli@milliyet.com.tr